CHP’yi Kim Savunacak?
Parti Çoklu Saldırılar Altında, Ama Direnç Zayıf
Kuşatma Altındaki CHP
Cumhuriyet Halk Partisi, son yılların en yoğun ve çok yönlü saldırılarıyla karşı karşıya. Siyasi baskılar, yargı müdahaleleri, kayyum atamaları, medya manipülasyonları ve parti içi hizip savaşları, CHP’yi tarihinin en zor dönemlerinden birine sokmuş durumda.
16 CHP’li belediyeye kayyum atanması, İstanbul İl Başkanlığı’na mahkeme kararıyla “çağrı heyeti” adı altında bir kurul atanması, ilçe kongrelerindeki usulsüzlük tartışmaları ve üstüne gelen olağanüstü kurultay çağrıları, partiyi adeta bir kriz sarmalına hapsetti.
Ama ne yazık ki, bu kadar ağır saldırı altında olan bir partiye baktığımızda, savunmayı üstlenecek güçlü bir iradenin, net bir stratejinin ve ortak bir duruşun olmadığını görüyoruz. Tepedeki kadrolar koltuklarını korumanın derdine düşmüşken, tabandaki örgütler de dağınık ve etkisiz bir görüntü sergiliyor.
Bu noktada yanıt bekleyen en kritik soru şudur:
“CHP’yi kim savunacak?”
Tavanın Sessizliği: Koltuk Kavgaları, Liderlik Krizi
CHP yönetiminin en temel sorunu, iç kavgaları dışarıdan gelen saldırıların önüne koymasıdır.
İstanbul 38. Olağan İl Kongresi’nin iptali sonrası yaşanan kayyum tartışmaları, partinin yönetim krizinin en somut göstergesidir. Özgür Özel’in genel başkanlığına rağmen İstanbul örgütünde yaşanan hizip savaşları kontrol altına alınamamış, Gürsel Tekin’in il başkanı olarak atanması yeni bir gerilim alanı yaratmıştır. İstanbul başta olmak üzere birçok ilde, ilçe kongreleri ve delegasyon seçimleri, ideolojik tartışmalardan çok hizipler arası güç çatışmaları üzerinden yürütülmektedir.Parti tavanında, ideolojik bir birliktelikten ziyade, kişisel ikbal mücadelesi hâkim. Bu durum, dış saldırılar karşısında CHP’nin reflekslerini zayıflatıyor. Lider kadrolar, belediyeler üzerinden güç devşirme derdine düşerken, parti kimliği erozyona uğruyor.
Tabanın Çaresizliği: Değirmen Başkasına mı Su Taşıyor?
CHP’nin bir diğer büyük sorunu, taban-tavan arasındaki derin kopukluktur.
Taban, tavandaki koltuk savaşlarından bıkmış durumda ama ne yazık ki kendi iradesini ortaya koyacak güçlü bir örgütlülükten yoksun. Parti üyeleri, delegeler, kadın ve gençlik kolları, uzun süredir merkez yönetimin kontrolüne sıkışmış durumda.
En vahimi ise, tabanın kimi zaman tavandaki hiziplerin manipülasyonuna kapılmasıdır. Delegeler, tarafsız bir tavır almak yerine farklı kliklerin arka bahçesi hâline geliyor. Bu da tabanı pasifize ediyor ve aslında “ders vermek” yerine “onların değirmenine su taşıyan” bir yapı ortaya çıkarıyor.
Bu durumun somut sonuçları:
İl ve ilçe örgütleri, gerçek bir siyasal aktör değil, hiziplerin araçları hâline geliyor. Örgütler, parti politikalarının belirlenmesinde söz sahibi olamıyor. Gençlik kolları ve kadın kolları, parti içinde asli rollerinden uzaklaştırılıyor.CHP’nin Savunmasızlığı: Çoklu Saldırılar Karşısında Zayıf Refleks
CHP, tarihinin hiçbir döneminde bu kadar farklı cepheden saldırıya uğramamıştı. Ancak sorun şu ki; partiyi savunacak güçlü bir kurumsal refleks geliştirilmiş değil.
Saldırı Başlıkları:
Yargı Müdahaleleri: İstanbul İl Başkanlığı’na mahkeme kararıyla “çağrı heyeti” atanması, partinin kendi örgüt iradesinin yok sayılması anlamına geliyor. Kayyum Süreci: 16 CHP’li belediyeye kayyum atanmasına rağmen, partiden güçlü bir direniş örgütlenmedi. Medya Manipülasyonu: Ana akım ve sosyal medya üzerinden CHP’nin sürekli itibarsızlaştırılması. İçerden Çökertme Riski: Parti içi hizipler, dış saldırılarla birleşince savunma hattı tamamen zayıflıyor.Oysa bu noktada, örgütlü ve kararlı bir taban hareketi, partiyi sahada daha güçlü kılabilirdi. Fakat örgütler, etkisiz bırakıldıkları için saldırılar karşısında tek bir merkezden yönetilen, birleşik bir savunma hattı kurulamadı.
Çözüm: CHP’yi Kim Savunacak?
CHP’nin bugünkü dağınık yapısı, hem iktidarın hem de parti içi hiziplerin işine yarıyor. Fakat bu tablo değişmezse, CHP’nin siyasetteki belirleyici rolü giderek zayıflayacak.
Bu noktada üç temel adım şart:
a) Tabanın Örgütlenmesi
Mahallelerden başlayarak taban örgütlülüğünün yeniden inşa edilmesi. Gençlik ve kadın kollarının asli aktör hâline getirilmesi. Delegelerin hiziplerin aracı değil, halkın temsilcisi olması.b) Parti İçi Demokrasinin Güçlendirilmesi
Kongrelerde şeffaf ve eşitlikçi bir seçim sistemi. Tüzük değişiklikleriyle örgütlerin karar alma süreçlerinde etkinleşmesi. Belediye başkanları üzerinden kurulan kişisel iktidar alanlarının sınırlandırılması.c) Stratejik Bir Savunma Hattı Kurulması
Kayyum süreçlerinde örgütlü direniş ve hukuki mücadele. Medya saldırılarına karşı proaktif iletişim stratejisi. Parti içinde hiziplerin değil, halkın çıkarlarını önceleyen ortak bir dilin oluşturulması.Sonuç: Yeniden Kurucu Bir CHP Mümkün mü?
Cumhuriyet Halk Partisi, bugün çoklu saldırıların hedefinde ama en büyük sorunu kendi içinden kaynaklanıyor: örgütsüzlük, hizipçilik ve refleks zayıflığı.
Eğer taban-tavan kopukluğu giderilmez, örgütler yeniden güçlendirilmez ve hizipler arası kavgalar sonlandırılmazsa, CHP’yi savunacak bir irade kalmayacak. Ancak örgütlü, demokratik ve sahici bir taban hareketiyle, partinin kurucu ruhunu yeniden canlandırmak mümkün.
Unutulmamalıdır ki;
Partiyi ancak halk savunur, halkı da ancak örgütlü bir CHP koruyabilir.
