Yaşamı düşünüyorum...
Kendiminkini, sonra herkesinkini.
Herkes derken; Düşünmek zorunda olduklarımınkini, sorumluluğuma tevdi edilenleri, edilmeyenleri fazla ağır bulmuyorum.
Çünkü gerçekten de ağır, öncesi var, şimdisi var, sonrası var.
Sonra ben varım...
Yaşamadan oluyor mu gönül haneme bir kârım?
-Olmuyor
-Olmaz zaten
-Alıştıkta üstelik.
Kafama takmıyorum eskisi gibi, daha güzel yenisi.
Bak, bak ağla yaşanmamışlara...
Kaçsın elinden, tutama yaşanacakları bomboş ellerinle…
Semada yıldız say belki bir kuyruksuz yıldız görürsün!
Kuyruklu istemem, saçaklarında Aşk asılı kalıyor.
Daha bir nebze tattırmadan, iksirinden gizemli şarkılarını içmeden, hayallerinde yürürken.
Adımlarım karışıyor lakin bazen.
Kendi ayağıma takılıyorum istemeden.
Tutunuyorum herhangi bir yerime son anda, tam düşecekken.
Bazen tutunamadığımda oluyor.
Düşüyorum o zaman, kalkıyorum yeniden.
Yoluna koyulurken; selamlaşıyorum gelip geçenlerden.
Merhaba, Aleykümselam.
Pardon duyamadım.
Ve selam, vessellem, merhaba Aşk...
Kuyu başında selamlaşmadan ibaret, sonra göz süzüş, yüz sürmeden.
Ağaçların dalına asılı kalan öpücükler düşer başımıza.
Kopmaz kızılca kıyamet!
Bir günün hatırına sen çarşafa dolanda gel ey aşk, sar beni, görmesemde olur kendimi.
Sonra bir çukura at beni…
Ben yol bulmaya çalışırken dikenler kanatsın dizimi düştüğüm yerden.
Parçalar kopuyor işte o an içimden!
Yıkılıyor içime bazen evimde, evrende, evrimde, yapıyorum yeniden, bir hayal bahçesinde.
Bir de hiç üşenmiyorum, taç yapıyorum başıma papatyalardan .
Az gidiyorum uz gidiyorum.
Sonra bakıyorum aynı zaman seviler çok cimri ve katı ve vesikalı...
Yine geri gidiyorum kendime o zaman
Çünkü git ,git bitmiyor anlıyor musun zaman?
Vardığın mesafe aynı ve o yerlerde yalnızsın hep…
Başıma taç yaptığın çiçekler elimde kalıyor.
Ve sonra yüreğim ağlıyor ceylanların pınarı
Bir şarkı tutturuyorum dilime .
Söverim gelmişine, geçmişine kim icat etti ise 14 Şubat'ı...
Ayla Gürel
