Akciğer Kistleri ile Tümörlerinden Korunma, Erken Tanı ve Tedavi
“Doğayı, her türlü bileşim ve parçalanmanın oluştuğu geniş bir kimyasal laboratuvarım olarak görüyorum.” Antoine Lavoisier
Geçenlerde İzmir İlkses TV’de yaptığımız “Sağlık Haktır” programında, değerli meslektaşım “Göğüs Cerrahisi Uzman Doç.Dr. Hasan Ersöz” ile Akciğer Kist ve Tümörlerini konuştuk. Bu önemli konuyu İzleyemeyenler için sorunun ana hatlarını sorulu yanıtlı sizlere aktarmayı uygun gördük. Hasan hocama da ne kadar teşekkür etsem azdır. Gelelim konu ve sorularımıza…
1. Doğuştan ve Sonradan Kazanılmış Akciğer Kistleri ve Tümörleri
*Evet, akciğer kistleri iki ana grupta incelenir. Biri doğuştan gelen yani konjenital kistlerdir. Buna en iyi örnekler; Bronkojenik Kist, Perikardiyal Kisttir.
*Diğeri ise sonradan gelişen, enfeksiyon kökenli kazanılmış kistler olup, en bilineni hidatik kisttir.
Çoğu zaman sessizdir. Ama büyüyüp solunumu etkileyebilir. Veya enfekte olabilir. Bu yüzden belli bir boyutu geçen ya da bulgu veren kistler ameliyatala çıkarılmaları gerekir…
Halk arasında 'Köpek Kisti' diye bilinir. Ekinokok adı verilen parazitin neden olduğu bir enfeksiyon hastalığıdır. Çiğ sebze, su ya da hayvan temasıyla bulaşabilir…
Kesinlikle. Başta ellerimizin yıkanması çok önemlidir. Ayrıca sebze e meyvelerin iyi yıkanması, sokak hayvanlarıyla temas durumuna dikkat etmek gerekir. Ayrıca tarım ve hayvancılıkla uğraşan bireylerin düzenli kontrole gitmesi çok önemlidir…
Çünkü büyüyüp patlaması durumunda çok ciddi enfeksiyonlara, hatta ölüme bile yol açabilir. Sessiz ilerledikleri için BT taramaları bu noktada yaşamsaldır…
2. Akciğer Tümörleri(Kanserleri)nin Nedenleri ve Önleme İlkeleri
En büyük etken tütün ürünleridir. Sigara içme yaşının düşmesi, pasif içicilik, nargile gibi “masum”sanılan alışkanlıklar Akciğer kanserlerini artırmıştır. Eskiden az olup, yukarıda saydığımız alışkanlıklar bu kadar yaygın değildi…
Olur. Ama hepsi izlenmelidir. Kötü huylu olanlar hızla yayılıp, lenf bezlerine ve diğer organlara sıçrayabilir. Burada erken tanı yaşamsaldır…
Ne yazık ki evet. Özellikle sigara içen kadınlarda risk çok ciddidir. Üstelik kadınlar bazı toksinlere erkeklerden daha duyarlıdır…
Elbette vardır. En başta sigarayı bırakmak. Ardından düzenli kontroller, temiz hava, sağlıklı yaşam tarzı. Yani 'nefes' farkındalığına sahip olmak gerekir…
Yanıtımız evettir. Genetik yatkınlık %20-30 arttırır. Bu kişiler daha sık taranmalıdır. Özellikle 50 yaş üstünde her yıl BT çektirmelidir…
3. Belirtiler ve Tanı:
Genelde uzun süren öksürük, balgam, göğüs ağrısı, halsizlik. Ama %30'u tamamen sessiz seyreder. Bu yüzden 'şikayetim yok' demek riskin olmadığını göstermez…
Akciğer grafisi, BT, PET-BT, bazen bronkoskopi ya da biyopsi önemlidir. Kişiye özel bir plan yapılır...
Risk grubundakiler(özellikle 50 yaş üstü sigara içiciler)mutlaka kontrol yapılmalıdır. Ama sağlıklı bireylerde de 2 yılda bir BT öneriyoruz…
4. Cerrahi ve Sonrası:
Soru: Bu hastalıkların tedavisinde cerrahi her zaman şart mı?
Cevap: Hayır. Bazı kistler ya da iyi huylu nodüller sadece takip edilir. Ama büyüyorsa ya da şüpheliyse cerrahi devreye girer.
Soru: Ameliyatlar nasıl yapılıyor artık?
Cevap: Artık büyük kesiler yok. Kapalı yöntemler (VATS), robotik cerrahi ile hastayı daha kısa sürede ayağa kaldırabiliyoruz.
Erken evre yakalanan hastalarda yaşam konforu oldukça yüksek. Geç evre hastalarda süreç daha zorlu ama yine de umut vardır…
*Kist ya da tümörfark etmez. Akciğerimiz nefesimizdir. Nefes varsa umut vardır. Ama o nefesin kıymetini bilmezsek, geç olabilir…
*Önlem yani Koruyucu Hekimlik; Tedavi Hekimliğinden daha kolay ekonomik ve akla uygundur. Çünkü cerrah olarak elimiz bıçakta ama gönlümüz koruyucu hekimlikte olmalıdır…
Dr. Hasan Ersöz
Dr. Mustafa Torun
LİNK: https://www.youtube.com/live/nfdUpofl8yg?si=nVzNcZVrEbs-cgTy
