HTŞ kontrolündeki Suriye hükümeti ile YPG/SDG arasında imzalanan ve tam kapsamlı ateşkesle birlikte tüm sivil ve askeri kurumların Şam yönetimi çatısı altında birleştirilmesini öngören anlaşma, bölge ülkeleri tarafından “istikrar adımı” olarak karşılandı. Ürdün, Türkiye ve Katar’dan gelen açıklamalar, anlaşmanın Suriye’nin birliği ve güvenliği açısından olumlu olduğu yönünde oldu.

 

Ürdün Dışişleri Bakanlığı, anlaşmanın Suriye’nin istikrarını ve güvenliğini desteklediğini belirterek, sürecin şekillenmesinde ABD’nin rolünü de takdir etti. Amman yönetimi, anlaşma maddelerinin Suriye’nin çıkarları doğrultusunda uygulanması gerektiğini vurguladı ve ülkenin yeniden inşa sürecine katkı sunulmasının önemine dikkat çekti.

 

Türkiye Dışişleri Bakanlığı ise yaptığı açıklamada, anlaşmanın Suriye halkının güvenliği ve barışına katkı sağlaması temennisinde bulundu. Açıklamada, Suriye’nin toprak bütünlüğü temelinde istikrarın güçlendirilmesi gerektiği ifade edilirken, ülkedeki tüm grupların geleceğinin “terör ve bölünmede değil, birlik ve bütünleşmede” olduğu vurgulandı.

 

Katar Dışişleri Bakanlığı da anlaşmayı, toplumsal barışın güçlendirilmesi ve istikrarın artırılması açısından “önemli bir adım” olarak değerlendirdi.

 

Ancak diplomatik düzeydeki bu olumlu açıklamalara karşın, sahadan gelen haberler bambaşka bir tabloya işaret ediyor. Yerel kaynaklar, Suriye’nin doğusundaki Rakka kentinde YPG/SDG’li unsurların saldırıları sonucu onlarca kişinin öldüğünü ve yaralandığını bildirdi. “Rakka sessizce katlediliyor” adlı yerel ağ, en az 100 kişinin öldüğü ya da yaralandığını belgelediğini duyurdu.

 

Suriye televizyonu muhabirleri ise YPG/SDG’ye bağlı keskin nişancıların sivilleri hedef almaya devam ettiğini, bölgedeki hastanelere 40’tan fazla yaralının getirildiğini aktardı. Bu bilgiler, ateşkes ilanı ve entegrasyon söylemleriyle sahadaki fiili durum arasındaki derin çelişkiyi gözler önüne serdi.

 

Öte yandan YPG/SDG yöneticisi Mazlum Abdi, pazar gecesi yaptığı açıklamada, Suriye hükümetiyle varılan anlaşmanın amacının “kan dökülmesini önlemek” olduğunu savundu. Abdi, anlaşmanın tamamlanması için Şam’a gideceğini ve ayrıntıların dönüşte açıklanacağını belirtti.

 

Abdi ayrıca, “halkın kazanımları” olarak nitelediği unsurların korunacağını iddia ederken, Rakka ve Deyrizor’dan çekilme, Haseke’ye yeniden konuşlanma kararlarının da çatışmaları durdurma amacı taşıdığını ileri sürdü.

 

Suriye’de masa başında “istikrar” ve “entegrasyon” söylemleri öne çıkarken, Rakka’dan gelen ölüm ve yaralanma haberleri, bu sürecin sahadaki bedelinin siviller için ne kadar ağır olduğunu bir kez daha ortaya koydu.