Gezi Direnişi’ne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında 28 Ocak 2025’te tutuklanan menajer Ayşe Barım, Marmara Kapalı Cezaevi’nden bir mektup yazarak sağlık durumu ve hukuki sürecine dair çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Barım, mektubunda Gezi olaylarıyla hiçbir ilgisinin olmadığını, sosyal medya üzerinden başlatılan organize bir iftira kampanyası sonucu ağır suçlamalarla karşı karşıya bırakıldığını belirtti. İlk yargılamada adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığını ancak savcılığın itirazı üzerine yeniden tutuklandığını vurguladı.
“Ani Ölüm Riski Altındayım”
Ayşe Barım, mektubunda son 3 ay içinde 6 kez baygınlık geçirdiğini belirterek sağlık sorunlarını şöyle anlattı:
“6 ayrı kalp hastalığım, beynimde 2 stentli anevrizmam ve yeni oluşmuş müdahale edilmemiş bir anevrizmam var. Bu nedenle ani ölüm riski altında yaşıyorum. Cezaevi koşullarında hızla 30 kilo kaybettim, ağır kas yıkımı yaşıyorum ve sağlık durumum kötüleşmeye devam ediyor.”
Barım, Başakşehir Çam ve Sakura Hastanesi ile Türk Tabipler Birliği Bilim Kurulu raporlarının, cezaevi koşullarının hastalıklarını ağırlaştırdığını açıkça ortaya koyduğunu da ifade etti.
“Bu Bir Yardım Çağrısı Değil, Vicdan Çağrısıdır”
Ayşe Barım, mektubunda şu soruyu gündeme taşıdı:
“Tutuksuz yargılanabilecekken cezaevinde hayatımı kaybedersem bunun sorumluluğu kimdedir?”
Ayrıca, tedavilerinin ancak ileri teknolojik olanaklara sahip merkezlerde, seçtiği hekimler tarafından yapılabileceğini, aksi halde ciddi ölüm ve sakatlık riski bulunduğunu belirtti.
“Adalete İnancımı Kaybetmeden Yaşamak İstiyorum”
Son olarak Ayşe Barım, yaşam hakkının korunması gerektiğini vurgulayarak kamuoyuna şöyle seslendi:
“Benim tek isteğim yaşam hakkımın korunmasıdır. Devletime ve adalete inancımı kaybetmeden yaşamak istiyorum.”
