Suriye ve Rojava’da askeri ve siyasi hareketlilik hız kesmeden sürerken, akademisyen Cengiz Aktar Rûdaw TV bülteninde süreci değerlendirdi. Gidişatın son derece riskli olduğunu vurgulayan Aktar, Suriye iç savaşının yeniden alevlenmesi ve bunun bir “Türk-Kürt savaşı”na evrilme ihtimalinin giderek güçlendiğini söyledi.
Rojava’da seferberlik ilan edildiğini hatırlatan Aktar, Demokratik Suriye Güçleri (DSG) Genel Komutanı Mazlum Abdi’nin Şam’da yürüttüğü görüşmelerin kritik bir aşamaya geldiğini belirtti. Aktar, “Çok tehlikeli bir mecraya girmiş durumdayız. Herkes müzakerelerin sonucunu bekliyor ama sahada seferberlik ilan edilmiş durumda. Bu, çatışma ihtimalinin ne kadar yükseldiğini gösteriyor” dedi.
Türkiye’nin rolünün belirleyici olduğunun altını çizen Aktar, Şam’da kurulan geçici yönetimin Ankara’dan bağımsız hareket edemeyeceğini savundu. Ahmet El Şara’nın Türkiye’nin tam kontrolünde olduğunu ifade eden Aktar, Ankara’nın istihbarat ve diplomasi kanallarıyla süreci yönlendirdiğini söyledi. “Türkiye aslında bütün bu olup bitenin arkasındaki görünmeyen eldir. Çünkü Ankara, Rojava’nın mevcut statüsünün korunmasını asla istemiyor” ifadelerini kullandı.
ABD’nin bölgedeki politikasını da sert sözlerle eleştiren Aktar, Washington’un Kürtleri bir kez daha yüzüstü bıraktığını dile getirdi. “Bunun adını koymak lazım; ABD Kürtleri yine sattı. Rojava’nın arkasında yeterince durulmuyor” diyen Aktar, bu tutumun sahadaki dengeleri daha da kırılgan hale getirdiğini vurguladı.
Aktar, tüm bu karanlık tablo içinde Erbil’den gelen mesajların ise ayrı bir önem taşıdığını belirtti. Kürdistan Bölgesi’nde yapılan toplantılarda ortaya çıkan “Kürdistani itirazın” dikkat çekici olduğunu söyleyen Aktar, Türkiye’ye yakınlığıyla bilinen Barzani çizgisinden Rojava konusunda olumlu mesajlar verilmesinin önemli bir siyasi kırılma olabileceğini ifade etti. “Bu itirazın sahada ve diplomasi masasında bir karşılığı olacak mı, önümüzdeki günlerde göreceğiz” dedi.
