CHP’nin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Miting veya eylemleri doğru bulmuyorum” açıklaması, tutuklu bulunan CHP Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nu derinden sarstı. Gazeteci İsmail Saymaz’ın sorularını Silivri Cezaevi’nden yazılı olarak yanıtlayan İmamoğlu, bu sözlerin “büyük bir ihanete uğrama duygusu” yarattığını belirtti. “Parti büyük bir operasyon altındayken, bunca insan hapisteyken bu sözlere tahammül etmem mümkün değil” diyen İmamoğlu, geçmişte Kılıçdaroğlu’nun “Türkiye’yi ayağa kaldırırım” dediği günleri hatırlattı.
Ancak bu tepkinin karşısında, CHP'nin tarihsel ağırlığını taşıyan başka bir siyasi tutum dikkat çekiyor. Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları, partinin kişi merkezli tartışmalara hapsedilmesine karşı bir itiraz olarak okunabilir. 100 yıllık bir siyasal geleneğe sahip olan CHP, sadece bir kişinin varlığı ya da yokluğu üzerine siyaset inşa edemez. Kılıçdaroğlu’nun dikkat çektiği asıl mesele; ülkedeki ekonomik çöküş, işsizlik, adaletsizlik gibi yapısal sorunlardır. Enerjinin bu gerçek gündeme yöneltilmesi gerektiği vurgusu, partinin kurumsal sorumluluğunun altını çizer.
Devam eden bir yargı süreci üzerinden, sonucu belli olmayan bir davada tarafların hamasi açıklamalarla partiyi yönlendirmesi yerine, akılcı bir strateji önerilmektedir. Bu nedenle Kılıçdaroğlu’nun “haklı bir tavır” içinde olduğu yorumu da siyasi dengeler açısından önem taşımaktadır. Zira Türkiye siyasetinde, partilerin bireyler üzerinden değil ilkeler ve programlar üzerinden varlık göstermesi, demokratik kültürün de temelidir.
