AKP'de Eeylül ayında yaşanan istifa dalgasının ardından sessiz ama köklü bir değişim süreci başladı. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın onayıyla Bitlis, Çanakkale, Elazığ, Niğde ve Tunceli il başkanlıklarına yeni isimler atandı.
Partinin sosyal medya hesaplarından yapılan açıklamada, “kongre sonrasındaki şehir çalışmalarının beklenen düzeye ulaşmaması” değişikliklerin nedeni olarak gösterildi. Açıklamada, “Partimizin şehirlerdeki siyasi varlığını en üst noktaya taşımak amacıyla yapılan kapsamlı değerlendirmeler sonucunda 8 ilde görev değişikliğine gidilmiştir.” denildi.
Yeni atamalar şöyle oldu:
- Bitlis: Engin Günceoğlu
- Çanakkale: Abdurrahman Kuzu
- Elazığ: İbrahim Sencer Selmanoğlu
- Niğde: Hacı Mehmet Eren
- Tunceli: Hakan Özer
Daha önce Elazığ, Muğla, Adıyaman, Niğde, Çanakkale, Ordu, Bitlis ve Tunceli il başkanları istifa etmişti.
Kulislerde Ne Konuşuluyor?
Parti kaynakları değişimi “yenilenme” olarak tanımlasa da, AKP içinden gelen bilgiler farklı bir tabloya işaret ediyor. Kulislerde, bu değişimin “Bilal Erdoğan’a yakın kadroların güçlendirilmesi” amacıyla yapıldığı, özellikle gençlik kollarından yetişen yeni isimlerin merkeze çekilmek istendiği konuşuluyor.
Bazı parti çevreleri bu süreci “yereldeki güç merkezlerinin yeniden hizalanması” olarak yorumluyor.
Elazığ’daki istifa, sürecin fitilini ateşlemişti. İl Başkanı Şerafettin Yıldırım, oğlunun uyuşturucu görüntülerinin sosyal medyada yayılması üzerine görevini bırakmıştı. Ardından Muğla, Adıyaman, Niğde, Çanakkale ve Ordu il başkanlarının da peş peşe istifaları geldi. Son olarak Bitlis ve Tunceli il başkanlarının ayrılmasıyla sekiz ilde eş zamanlı “değişim operasyonu” tamamlandı.
Parti İçi Değişim mi, Yeni Biat Dönemi mi?
AKP Genel Merkezi, süreci “teşkilat yenilenmesi” olarak sunsa da, bazı eski yöneticiler bu tabloyu “kontrollü tasfiye” olarak nitelendiriyor. Parti kulislerinde sıkça dile getirilen iddia şu:
“Erdoğan sonrası AKP’de dengeyi Bilal Erdoğan ekseninde yeniden kurma hazırlığı yapılıyor.”
Değişikliklerin, yerel seçimlerdeki kayıplar ve sahadaki örgüt zafiyetine yönelik görünür gerekçelerin ötesinde, sadakat merkezli bir yeniden yapılanmanın parçası olduğu belirtiliyor.
