DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Advert
Mikro.Biyo. ve Enf. Hast. Uz. Dr.Mustaf TORUN
Mikro.Biyo. ve Enf. Hast. Uz. Dr.Mustaf TORUN
Giriş Tarihi : 26-05-2020 13:46

Nasıl Bir Örgütlenme Olmalı?

 

Pandeminin; Dünyada, dolayısıyla ülkemizde de, ekonomi başta olmak üzere siyaset,toplumsal ilişkiler,eğitim ve sağlıkta  yeni bir düzen oluşturacağı herkes tarafından ileri sürülmekte olan bir durumdur.
Yönetim tarzı ise, ya daha totaliter, ya da daha çok özgürlükçü bir yol izleyecektir.
Her iki yolda,toplumun tüm kesimlerinin örgütlülüğü ile yakından ilişkilidir.
Yönetim tarzının demokratikleşmesi ve özgürlükçü bir modelin oluşması,başta işçi sınıfı olmak üzere tüm çalışanların örgütlü yapılarda bulunmaları ile ilişkilidir.
Burada  örgütlerin tüzük ve programları, üyelerin sorumlulukları belirleyicidir.
Bu nedenle ilkönce sendika,oda ve derneklerin tüzükleri konusuna değinmek birincil görevimiz olmalıdır.
Sendika,oda ve dernekler siyasi parti değildir. Siyasi parti disiplini ile yönetilmemelidir.Bu anlayışı savunanlar: "Sol çocukluk hastalığından" kurtulamayan görüş sahipleridir.Aynı zamanda "Sendikal mücadele de yalnızlaşıp, büyük kitlelerden uzaklaşmış" bir bakışın savunucularıdır.
Bu görüş,ayrıca ülkenin temel sorunlarını çözmede siyasi partilerin görevlerini üstlenmek gibi bir yol önermekte olup,kısaca bu  "SENDİKALİZM" diyebiliriz.Kastettikleri
geçmiş örgütlülüklere baktığımızda; Bu konuda çok ciddi hatalar yapılmıştır.
Örneğin 1990'ların ortalarında 600000 dolayında olan öğretmen sayısının ancak %10'u eğitim sendikaların da örgütlü idiler. O dönem en etkili olan Eğitim sendikasının doğru tavırlar almakta zorlanması, mevcut olan hükümet politikalarının farklı tercihleri ve kendine yakın sendikal örgütlenmelere girişmesi sonucunda, eğitim emekçileri örgütlenme alanında parçalandılar.
Örgütlü olmaktan korkma nedenleri arasında iktidar korkusu yanında,sendika yönetimlerinin âdeta boylarından daha büyük işlere karışmaları da bulunmaktadır.
Siyasi partilerin bile çözmekte yetersiz kaldıkları konuların başında gelen" KÜRT MESELESİ" ile ilgili çözüm önerilerini, maalesef temel sorun olarak görüyorlar,
toplumun görece aydın sayılabilecek eğitimcileri bile örgütlü mücadeleye bu nedenle yanaşmıyorlardı.
Tek gerekçe bu olmamakla birlikte,eğitimcilerin bölünüp parçalanması ve farklı sendikal yapılarda örgütlenmeleri sağlanmış oldu.Tabiki hükümet çevresinin bu parçalanmada etkisi göz ardı edilemez.Ancak doğru olmayan sendikal mücadelenin, bunda ki etkisi mutlaka değerlendirilmelidir. 
Elbette her bireyin siyaset,ekonomi ve benzer toplumsal ilişkiler konusunda fikirleri ve görüşleri olacaktır.Hayat ve sorunların kendisi siyasettir.Elbette çözümlerde siyasi olacaktır.Sendikal mücadelenin;Özlük,demokratik ve ekonomik talepleri de siyaseten çözülebilir olduğundan bu taleplerde siyasidir.
Burada ki siyaset sendika ilişkisinden kasıt;Siyasetsiz sendika değildir.Olmamalıdır da. Burada vurgulamak istediğimiz;
 Sendikalar siyasi parti görevini de üstlenmemelidir.Siyasi partiler iktidar değişikliği ve iktidar da bölüşüm ilişkilerini kontrol ederler.Sendikalar bu mücadelede önemli dayanak noktalarıdır.Ama bu görevi yerine getir(e)mezler.
O zaman siyasi partilere gerek kalmayıp,tüm sorunları sendikalar çözerdi.
Sendika üyelerinin 
farklı siyasi partilere de üye olmaları doğaldır.
Ancak sendikalar,üyelerinin
ÖZLÜK,EKONOMİK ve DEMOKRATİK haklarını esas alan ve öne çıkaran bir mücadele yöntemi belirlemelidir.Yoksa daha örgütlü bir kesim oluşturma çabalarına yeterince destek olamayacakları gibi, köstek olmaları kaçınılmazdır.
Herkes görevini bilmeli ve yapmalıdır.
Eğitimciler;60'lı yılların ortalarındaki; TÜRKİYE ÖĞRETMENLER SENDİKASI(TÖS)ve sonrasındaki TÖB-DER örgütlülüklerinden gereken olumlu ve olumsuz dersleri çıkartmaları gerekmektedir.TÖS'ün büyük mücadele geleneği mutlaka dikkate alınmalıdır.
Meslek örgütlerinde,Türk Tabipler Birliği(TTB),Türkiye Barolar Birliği(TBB) ve benzer birliklerde üyelik zorunluğu,örgütlenme için yararlı olmakla birlikte,bu kurumlarda da aktif örgütlülüğün zorlukları eğitimcilerden çok da farklı değildir.
Tabiki işçi sınıfı örgütlülüğünün büyük darbeler alması,çalışanların örgütlülüğünü zorlaştırmıştır.
1980 lerin ilk yarısında dünyada ve ülkemizde esen NEOLİBERAL politikalar,üretim ilişkilerini bozduğu gibi paylaşımı da derinden etkilemiştir.
Neoliberal politikalar,ekonomi de daha etkili olabilmek için öncelikle işçi sınıfı örgütlülüğünü zaafa uğratması gerekiyordu. Bunu da başardı.SARI SENDİKACILIK ve SENDİKA AĞALIĞI bu sürece ciddi katkılar sağladılar. Bilindiği gibi,
TÜRK-İŞ ve daha sonra Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu(DİSK);60'lı yıllardaki mücadele geleneğinden maalesef koptular veya koparıldılar.Özellikle TÜRK-IŞ'in örgüt olarak ben siyaset üstüyüm tavrı,giderek işçi sınıfının siyasal bilinç sıçraması önünde ki engeli de oluşurdu.Bu günlerde yönetiminin hem iktidar yanlısı tavrı hemde işçi sınıfının daha da uzlaşmacı olmasını sağlayan çabaları arttı.Elbette DİSK'e haksızlık yapma hakkını burada doğru bulmuyoruz.DİSK görece daha ilerici ve örgütlü yapı olma yolunu sürdürmeye çalışmıştı.Ancak koşullar yani neoliberal politikalar önünde büyük bir engeldi. O  engeli aşması da zordu.Buna rağmen günümüzde de mücadele geleneğini sürdürmeye devam etmektedir. 
12 Eylül 1980 öncesi 42 milyon nüfuslu Türkiye de sendikalı işçi sayısı 2.6 milyon iken,
daha sonraları ülke nüfusu 72 milyona çıkmasına rağmen sendikalı işçi sayısı 650 bin olmuştur(2010 yılı).
2019'da ise ülkede 13 milyonun üzerinde işçinin olmasına rağmen sendikalı işçi sayısı          1 milyon 864 bin dolayındadır.Yani örgütlülük düzeyi %13.7 oranındadır. Ülke nüfusu 81 milyondur.
Görüldüğü gibi örgütsüzlük,neoliberal politikaların temel harcıdır.
Rüzgâr artık farklı esecektir.
Yeterki toplumun tüm kesimleri üzerinde ki ölü toprağı kaldırılabilsin.
İşçi,memur,çalışan,hekim,mühendis,emekli herkes örgütlenmenin her kademesinde bulunmalı ve görev almalıdır.
Hatta,bırakalım sendika,oda ve dernekleri,herkes gönlüne ve anlayışına uygun siyasi partiye üye olmalı,  sorumluluğunu yerine getirmelidir.
Bireysel olarak bu sorumluluktan kaçınmamak gerekiyor.
Örgütlenme demokratik bir haktır ve önemlidir.
Kişiler,bu hakkın değerini bilmeli ve sorumluluğunu yerine getirmelidir.
En ufak işyerlerinden başlayarak,haklı,doğru ve özgürce örgütlenme yolu bulunup sağlanmalıdır.

Sonuç olarak:.

1-Örgütlenme bir haktır ve bireyler bu gerçekliğe uygun davranmalıdır.
2-Örgütsüz toplumlar,her yöne ve her yola çekilebilir.
3-Örgütlülüğün temeli;İşçi sınıfının motor gücüyle önem ve özellik kazanır.
4-Başta sendikalar olmak üzere,meslek odaları,dernek ve diğer örgütler;
Üyelerinin, ÖZLÜK,EKONOMİK ve DEMOKRATİK hakları temelinde örgütlülüğü esas almalıdır.
Burada siyasi parti gibi davranmamalıdır.
5-Bu örgütler,hiçbir siyasi partinin arka,yan ya da ön bahçeleri olmamalıdır.
6-Aksine,tüm partilere öneri ve çözüm yolları sunarak ağırlıklarını artırmalıdır.
7-Pandemi süreci;spor,eğitim,sağlık ve her türden ilişkiye yeni boyutlar kazandırmaktadır.
Toplumun herkesimi, bu durumu gözönüne alarak, yeniden yapılanmalıdır .
8-Pandemi koşulları,başta sağlık ve eğitim olmak üzere bir çok alanda KAMULAŞTIRMA' nın zorunluluğunu dayatabilir.
Bu dayatma sendikal ve mesleki örgütlülüğün de yolunu ve önemini artırabilir. Balık sadece yemi görür,oltayı asla görmezmiş. Bizim önemli farkımız oltayı görmemizdir. Olta örgütlülüğümüzdür.
 

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Başakşehir FK3063
  • 2Trabzonspor3061
  • 3Sivasspor3054
  • 4Galatasaray3052
  • 5Beşiktaş2950
  • 6Fenerbahçe3049
  • 7Alanyaspor3048
  • 8Göztepe3038
  • 9Gaziantep FK3038
  • 10Antalyaspor3037
  • 11Kasımpaşa3036
  • 12Gençlerbirliği3032
  • 13Denizlispor3032
  • 14Konyaspor3030
  • 15Yeni Malatyaspor3029
  • 16Çaykur Rizespor3029
  • 17Kayserispor2928
  • 18MKE Ankaragücü3025
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
Müjde Ar, Foto Galeri
ANKET OYLAMA TÜMÜ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Müjde Ar, Foto Galeri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA