GÜNCEL
Giriş Tarihi : 24-03-2022 10:53

Et krizi kapıda: Türkiye’de nüfus kadar küçükbaşa ihtiyaç var

Kasaplar Federasyonu Başkanı Fazlı Yalçındağ’a göre et krizi kapıda. Çiğ süt fiyatından dolayı üreticinin hayvanlarını kestiğini belirten Yalçındağ, “İnekler kesilince danayı ben mi doğuracağım?” dedi

Et krizi kapıda: Türkiye’de nüfus kadar küçükbaşa ihtiyaç var

ANKARA - Vatandaşın günlük gıdaya ve besinlere ulaşımını zorlaştıran zamlar ardı ardına geliyor. Bu zamlardan birini de Et ve Süt Kurumu (ESK) yaptı. Kurum et fiyatlarını yüzde 48 oranında artırarak, 1 kilo sığır kıymanın fiyatını 56 TL'den 83 TL'ye, bir kilo sığır kuşbaşı fiyatını ise 62,50 TL'den 92 TL’ye çıkardı.

Et ve Süt Kurumu Genel Müdürü Osman Uzun'u zam kararını, "Bizim fiyatlar çok düşüktü, piyasanın yüzde 66 daha altında bir fiyatımız vardı. Bu nedenle çok uzun kuyruklar oluşuyordu. Bu nedenle biz fiyatı artırdık" ifadeleriyle savunması kamuoyunda tepki topladı.

Türkiye Kasaplar Federasyonu Başkanı Fazlı Yalçındağ’a göre ise et piyasasının temel sorunları bulunuyor ve adım atılmadığı takdirde Türkiye’yi et krizi bekliyor. Süt ve yem fiyatlarına dikkat çeken Yalçındağ’a göre etteki krizi aşma formülü küçükbaş hayvan üretimini artırmayla düzelebilir.

'ET VE SÜT BİRBİRİNDEN AYRILMAZ İKİLİ'

Et ve sütün ayrılmaz ikili olduğunu, çiğ sütün para etmediği noktada hayvan üreticilerinin ineklerini kestiğini anlatan Yalçındağ, "Üretici ineği kestirdiği noktada da biz danayı, yani geleceğimizi kaybediyoruz" dedi.

Ulusal Süt Konseyi’nin 4 lira 70 kuruş olan çiğ süt alım fiyatını 1 Nisan 2022 tarihi itibariyle 1 lira artırarak 5 lira 70 kuruşa çıkardığını hatırlatan Yalçındağ’a göre, bu fiyatın geç açıklanması nedeniyle üreticiler ineklerini kesti. İneklerin kesilmesini "olumsuz durum" olarak niteleyen, bunun etkisinin önümüzdeki günlerde daha fazla açığa çıkacağını belirten Yalçındağ, süt fiyatlarının et piyasasına ve üreticiye yansımasını şu sözlerle anlattı:

"Yakın geçmişte açıkladıkları süt fiyatları dünyada kabul edilen ölçüler içerisinde değil. Bir kilogram süt ile bir buçuk kilogram yem alınması gerekiyor. Şimdi ilan edilen fiyatlarla bir kilo süte karşılık 800-900 gram yem ancak alabiliyorsunuz. Bu olumsuzluk hâlâ devam ediyor. Bakanlığımız üreticiyi, süt konseyinin iki dudağının arasına niye mahkûm ediyor? Bakanlık süt fiyatlarını üreticiyi tatmin eden bir noktada açıklasın. Üstelik de her ay bunu yapsın."

'600 BİN BUZAĞI DÜNYAYA GELEMEDİ'

Fazlı Yalçındağ’a göre çiğ süt fiyatının geç açıklandığı süreçte tahmini olarak 1 milyon inek kesildi. Türkiye’de ineklerin doğurganlık oranının yüzde 60 olduğunu, doğması muhtemel 600 bin buzağının dünyaya gelemediğini belirten Yalçındağ, "Düşünebiliyor musunuz bunu? Ne olacak şimdi? Dünya krizde, Rusya ile Ukrayna birbiriyle savaşıyor. Bu iki ülke bizim yem hammaddesi ve buğday eksiğimizi giderdiğimiz ülkeler. Üç senelik bir Covid-19 sıkıntısı da var. Bunların hepsi bir araya gelince et piyasasında olumsuz bir tablo ortaya çıkıyor" diye konuştu.


Fazlı Yalçındağ, Et ve Süt Kurumu’nun bir kilo et satışından 30 TL zarar ettiğini söyledi.


ET KUYRUKLARI YERİNE YARDIM KARTI ÖNERİSİ

Türkiye Kasaplar Federasyonu Başkanı Yalçındağ, Et ve Süt Kurumu’nun yaptığı zam kararını ve bunun etkilerini de değerlendirdi. ETK’nın 110 liraya mâl ettiği bir kilo eti 80 liraya sattığını, her kilo ette 30 TL zarar ettiğini, bu zararın bütçe imkanlarından yani vergilerden karşılandığını kaydeden Yalçındağ, uygulamanın doğru olmadığını belirterek kendi önerisini şu ifadelerle anlattı:
“Et ve Balık Kurumu’nun yaptığı zam falan değil sadece fiyat ayarlaması. Edilen zararın bir miktarını önleme çalışması. Devlet bu kurumun zararını karşılamaktansa, buna ayrılan payı ön yüklemeli yardım kartlarına tanımlasın. Dağıtsın ihtiyaç sahiplerine, ayda 100 lira mı yükler, 150 lira mı yükler… İhtiyaç sahipleri de nereden eti beğenirse, kimin malzemesi damak zevklerine uygunsa oradan alır. Neden böyle insanları kuyruğa diziyorsunuz? Böyle şey olur mu? Kiminle rekabet ediliyor. Devlet gücünü kullanarak esnafla rekabet edilir mi? Esnaf hedef edilir mi? Ben karar merciinin önüne benim önerimi geçip de söyleyen bir insan olduğuna inanmıyorum. Bu uygulamayı Ankara Büyükşehir Belediyesi yapıyor. Her ay 30 bin insana et desteği için kartlarına para yatırıyor. Devletin de ilgili bir bakanlığı var. Bu bakanlığın bünyesinde valiliklerde, kaymakamlıklarda ihtiyaç sahibi insanlar bellidir ve bunlara kartlar verilebilir."

'FİYATLAR YUKARIYA GİTTİKÇE KASAPLARIN SATIŞ KABİLİYETİ AZALIYOR'

Yalçındağ’a göre kasap esnafının Et ve Süt Kurumu gibi 30 lira düşük tüketiciye et sağlama imkânı bulunmuyor. Kasapların daha uygun fiyata eti satması halinde ortaya çıkan bu zararı karşılayacak devlet kurumunun olmadığını belirten Yalçındağ, “Esnaf bir ay zarar eder iki ay zarar eder ve dükkanını kapatmak zorunda kalır" dedi.

Kasaplarda 10 liralık kıyma alan ailelerin olduğunu ifade eden Yalçındağ, "İnsanlar ne yapsınlar? Geçim telaşındalar. O yemeğin içerisine 10 liralık, 20 liralık kıymayı koyduğu zaman yemeğin besleme gücünü artırıyor. Bu da lazım. Beslenemediğinizde nasıl hayatta durursunuz? Hastalanırsınız. Her şey olur" diye konuştu.

Toplumun satın alma gücünün "ortada" olduğunu, kasapların sattığı etten kazandıkları bir parça parayla hayatta kalmaya çalışan insanlar olduğunu belirten Yalçındağ, "Ben de kasap dükkanımdan hayatımı kazanıyorum, evime bakıyorum. Yani bu noktada fiyatlar yukarıya gittikçe de benim satış kabiliyetim azalıyor. Bu da üreticiye yansıyor. Ben satamazsam gidip hayvan üreticisinin hayvanını kestiremem. Ya da benim tedarikçim üreticiden mal alıp da kestirmez. Bu herkesi ilgilendiren bir konu" ifadelerini kullandı.

‘BESİCİ NEREDEN DANA BULACAK DA BİZ SATACAĞIZ?’

Peki etin gelecekteki durumu nasıl olacak? Et krizinin kapıda olduğunu ve bazı adımların atılmasında geç kalındığını ifade eden Yalçındağ, "İnekler kesilince danayı ben mi doğuracağım? Sütün fiyatını düşük tut, iki tane sanayicinin ağzına bak, sonra insanlar ineğini kestirsin. Peki danayı kim doğuracak? Besici nereden dana bulacak da besleyecek de biz satacağız?" dedi ve bu alana dair atılması gereken adımları şu sözlerle özetledi:

"Türkiye’deki küçükbaş hayvan sayısını ülke nüfusundaki insan sayısına ulaştırmak zorundasınız. Bu hayvanların otlayacağı, gezebileceği meraların kullanıma açılması gerekiyor. Küçükbaş hayvanın üretim ve tüketimdeki payının da artırılması gerekiyor. Şu anda et tüketiminde küçükbaş hayvan oranı yüzde 15 civarında. Sıkıntının bir kaynağı da burada yatıyor. Neredeyse et ihtiyacımızın tamamına yakınını, yemini dışarıdan aldığımız, hayvanları dışarıdan aldığımız bir sistemde karşılıyoruz. Bu da pahalı oluyor. Yem desen yem pahalı. Kabahatli ilan edilerek bu memlekette çözüm üretilemez. Bu nedenle doğru noktalardan yürümemiz lazım."