GÜNCEL
Giriş Tarihi : 22-01-2022 20:17   Güncelleme : 22-01-2022 20:17

Erdoğan ve Gül 'son verdik demişti' ama yine Sedef Kabaş gece yarısı gözaltına alındı

Gazeteci Sedef Kabaş, canlı yayındaki sözleri gerekçe gösterilerek "Cumhurbaşkanına hakaret" suçlamasıyla gece yarısı evi basılıp gözaltına alındı. Kabaş'ın, kaçma şüphesi olmamasına rağmen gece yarısı gözaltına alınması akıllara FETÖ'nün uygulamalarını ve Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarını getirdi.

Erdoğan ve Gül 'son verdik demişti' ama yine Sedef Kabaş gece yarısı gözaltına alındı

Gazeteci ve iletişim uzmanı Sedef Kabaş, 14 Ocak'ta, TELE 1'de yayınlanan ve Uğur Dündar'ın sunduğu "Demokrasi Arenası" adlı programa konuk oldu. Kabaş programda, Türkiye'nin kutuplaştırıldığını bunun arkasında ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AKP'nin politikasının olduğunun altını çizdi.

Kabaş açıklamasında bir atasözünü hatırlatarak, "Erdoğan dönüp siyasi hayatına baksa, bu ülke kendisine çok şans verdi. Taçlanan baş akıllanır diye. Görüyoruz ki gerçek değil. Ya da tam tersi bir söz vardı. Büyük baş hayvan bir saraya girdiği zaman o saray ahır olur. Yeni Türkiye'de ortadan ikiye ayrılmış bir tablo var" ifadelerini kullandı.

AKP'LİLER HEDEF ALDI GECE YARISI EVİ BASILDI
Söz konusu yayından bir hafta sonra, AKP'li isimler Sedef Kabaş'ı hedef almaya başladı ve "HaddiBilSedefKabas" etiketiyle Twitter'dan paylaşımlarda bulundu.

AKP Sözcüsü Ömer Çelik, "Bu ahlâksızlığı lanetliyoruz" derken AKP Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ ise "Fanatizmden gözü dönmüşlüğün adına gazetecilik denemez" diye belirtti.

Sosyal medyada AKP'li isimler tarafından hedef gösterilen Sedef Kabaş'ın evi aynı günün gecesinde saat 02.00 civarında polis tarafından basıldı ve gözaltına alındı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürülen Kabaş'ın gözaltına alınma gerekçesi olarak ise "Cumhurbaşkanı'na hakaret" suçlaması gösterildi. Ardından Kabaş, adliyeye sevk edildi.

Kaçma şüphesi olmayan gazeteci Kabaş'ın, Fetullahçıların yargı ve Emniyet'te hâkim olduğu yıllarda sık sık uyguladığı gece yarısı operasyonlarına benzer bir şekilde gözaltına alınması ise tepki çekti.

BAKAN GÜL "SON VERDİK" DEDİĞİ "FETÖ'CÜ UYGULAMAYI" DESTEKLEDİ
Gözaltının ardından Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ise Kabaş'ın "hak ettiğine" işaret ederek "Edepten nasipsiz, çirkin sözleri lanetliyorum. Haset ve nefretten doğan bu hadsiz ve hukuksuz ifadeler, milletin vicdanında ve adalet önünde hak ettiği karşılığı bulacaktır" dedi.

Öte yandan Abdulhamit Gül'ün gece yarısında gözaltına alınan Kabaş'ı hedef göstermesi akıllara geçen ay yaptığı açıklamayı getirdi.

Gül, TBMM Genel Kurulunda bütçe görüşmelerinde konuşmuş ve Yargı Reformu Strateji Belgesi ve İnsan Hakları Eylem Planı'ndan bahsetmişti.

Gül açıklamasında, geçmişte yargıdaki FETÖ'cü isimlerin uygulamalarına son verdiklerini söylemiş, devamında, "Gece yarısı gözaltına alma, otelden, havaalanından yakalama gibi uygulamalara son verdik" demişti.

Gül'ün FETÖ'cü bir uygulama olduğunun altını çizdiği gece yarısı gözaltılarını kaldırdıklarını söylemesine rağmen Kabaş'ın evinden alınıp emniyete götürülmesine destek veren açıklaması dikkat çekti.

ERDOĞAN DA "GECE YARISI GÖZALTINA SON VERİYORUZ" DEMİŞTİ
Bakan Abdülhamit Gül'ün yanı sıra Cumhurbaşkanı Erdoğan da geçen yıl, yargı reformu kapsamında hazırlanan İnsan Hakları Eylem Planı açıklamış gece yarısı gözaltılarını bitirdiklerini söylemişti.

Erdoğan, "Hiç kimse, başkalarının kişilik haklarına saygı göstermek suretiyle yaptığı eleştirisi veya düşünce açıklaması nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılamaz" demişti. Açıklamasının devamında ise "İfade vermek için mesai saati dışında gözaltına alma, otelde gecenin bir yarısı gözaltına alma gibi uygulamalara son veriyoruz" diye konuşmuştu.

Ancak Erdoğan'ın sözlerinin aksine, Kabaş ifade özgürlüğüne dayanarak yaptığı açıklamanın ardından Cumhurbaşkanı'na hakaret gerekçesiyle gece yarısı gözaltına alındı.

"GEÇMİŞTE DE SIKLIKLA KARŞILAŞTIĞIMIZ BU UYGULAMAYA SON VERİLMELİ"
Fetullahçıların yargı ve Emniyet'te hakim olduğu dönemde yapılan gece yarısı gözaltıları yakından takip eden FETÖ'nün kumpas davalarının mağdur avukatlarından Hüseyin Ersöz Cumhuriyet'e yaptığı açıklamada, Sedef Kabaş'a yapılan gözaltı operasyonunun hukuka aykırı ve ifade hürriyetine müdahale olduğunu söyledi.

Erdoğan'ın açıkladığı İnsan Hakları Eylem Planı'ndaki "gece yarısı gözaltılarını kaldırıyoruz" ifadelerine de dikkat çeken Ersöz, "İnsan Hakları Eylem Planı ile de amaçlananla gazetecilerin gözaltına alınması uygulaması da birbirine taban taban zıt iki durum oluşturmaktadır. Bu durum her 5 senede bir açıklanan insan hakları eylem planlarının samimiyetini de sorgular bir hale getirmektedir" dedi.

Ersöz şunları söyledi:

"Sedef Kabaş ile ilgili gece yarısı yapılan gözaltı işlemi hukuka aykırı olup basın özgürlüğü ve ifade hürriyetine ihlal eder mahiyettedir. Gazeteciler normal bir vatandaşa göre daha geniş şekilde düşünce ve ifade hürriyetinin koruması altında bulunmaktadır. Sedef Kabaş'ın suçlama konusu olan konuşmasında, atasözlerine metafor yaparak değinmesi siyasilerin daha ağır eleştirilere muahatap olması prensibi çerçevesinde bir suç konusu yapılamaz. Hele ki gazetecilerin siyasetçilere yönelik olarak gerçekleştirdikleri ağır eleştirilerin suç olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Zira basın özgürlüğü ve ifade hürriyeti demokrasinin bir parçasıdır ve olmazsa olmazıdır.

Gazetecilere yönelik gözaltı işlemleri kendisine demokratik ve hukuk devleti olarak nitelendiren ülkelerde asla yaşanmaz. Siyaselerin de bu açıklamalara karşı gösterecekleri hoşgörü demokratik ilkelerin gereğidir. Gece yarısı gerçekleşen bu işlemler ülkemize demokratik kaidelerden uzaklaştıran ve üçüncü dünya ülkesi görüntüsü veren bir durum oluşturmaktadır. Geçmişte de sıklıkla karşılaştığımız bu durumun artık geride bırakılması ve basın özgürlüğüne aykırı bu uygulamaların sonlandırılması hukuk güvenliği ilkesinin de bir gereğidir. Diğer yandan hükümetin ortaya koyduğu İnsan Hakları Eylem Planı ile de amaçlananla gazetecilerin gözaltına alınması uygulaması da birbirine taban taban zıt iki durum oluşturmaktadır. Bu durum her 5 senede bir açıklanan İnsan Hakları Eylem Planlarının samimiyetini de sorgular bir hale getirmektedir."