SİYASET
Giriş Tarihi : 01-02-2021 12:40   Güncelleme : 01-02-2021 12:40

Bahçeli ile Davutoğlu arasındaki tartışmada MHP, iddialarını bir adım öteye taşıdı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu arasında, Bahçeli’nin, 2015’te yürütülen koalisyon görüşmelerine ilişkin, “Açıklarsak, insan içine çıkacak yüzü kalmaz” sözleriyle başlayan tartışmada MHP, Davutoğlu ile ilgili iddialarını bir adım öteye taşıdı.

Bahçeli ile Davutoğlu arasındaki tartışmada MHP, iddialarını bir adım öteye taşıdı


MHP’ye göre, “Davutoğlu’nun başbakanlıktan azlinin ardında, 7 Haziran seçimlerinden yaklaşık 3 ay önce, 28 Şubat 2015 tarihinde, AKP ve HDP’lilerin katılımıyla açıklanan 10 maddelik “Dolmabahçe Mutabakatı” bulunuyor.

MHP, “dönemin başbakanı Davutoğlu’nun, seçimlerden hemen önce Dolmabahçe Mutabakatı’yla birlikte özerk Türkiye’nin adımlarını atmayı amaçlayarak, yeni anayasayı Meclis’ten geçirip HDP ile özerk yapıda Türkiye’nin kurulması için uzlaşmaya vardığını, bunun için de koalisyon görüşmelerinde CHP ve MHP’nin saf dışı bırakıldığını” belirtiyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da Dolmabahçe Mutabakatı’ndaki bu gelişmeden, “koalisyon görüşmeleri sonrasında haberdar olduğu ve bu gerekçeyle Davutoğlu’nun azlini istediği” ifade ediliyor.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, MHP ile Gelecek Partisi arasında Bahçeli’nin sözleriyle başlayan ve ardından Davutoğlu’nun “videolu” yanıt verdiği tartışmada, görüşmelerde eski bakan Faruk Çelik’in de bulunduğunu anımsatarak, “Çelik’in tutanakları Sayın Cumhurbaşkanı’na vermesi halinin Davutoğlu’nun başbakanlıktan azledilmesi ile ilgisi, ilintisi var mıdır” sorusunu yöneltmişti. Cumhuriyet’in edindiği bilgiye göre, Yalçın’ın, Çelik aracılığıyla açıklanmasını istediği tutanaklarda, “Dolmabahçe Mutabakatı’na ilişkin bir ayrıntı bulunuyor.”

MHP’ye göre, koalisyon görüşmelerinde, Genel Başkan Bahçeli, 7 Haziran seçimlerinden yaklaşık 3 ay önce, 28 Şubat 2015’te, AKP ve HDP arasında yürütülen Dolmabahçe Mutabakatı’nı Davutoğlu’na anımsatarak, “MHP ile yürütülecek bir koalisyonda çözüm sürecinin derhal sonlandırılmasına ilişkin kırmızı çizgisini” açıkladı.

Bahçeli’nin, görüşmede, mutabakat metnindeki “muğlak ifadelerle” anlatılan 8., 9. ve 10. maddelerin “aslında ne anlama geldiğini” Davutoğlu’na sorduğu, metinde yer alan bu maddelerin, “Türkiye’de yaşayan yurttaşların kimlik kavramının yeniden tanımlanmasına, ‘çoğulcu yaşam’ denilerek, vatan ve cumhuriyet kavramlarının yeniden oluşturulacağı bir yeni anayasaya işaret ettiğine” dikkat çekerek, “bu maddelerin yürürlüğe girmesi halinde Türkiye’nin ulusal devlet yapısından uzaklaşacağını, özerk bir yapıya kavuşturulmak istendiğini” belirtti. Bunun üzerine, görüşmede Bahçeli’nin, Davutoğlu’na, “Türkiye ile ilgili nasıl bir yapıyı savunuyorsunuz” diye sorduğu, Davutoğlu’nun da “HDP ile yürütülecek yeni anayasa çalışmalarına atıfta bulunarak, Bahçeli’nin bu tezlerine karşı çıkmadığı” ileri sürülüyor. Bunun üzerine de Bahçeli’nin, Davutoğlu’na, “Biz, milletin bize verdiği görevi, muhalefet partisi görevini, Meclis’te yürütürüz” diyerek, “görüşmeyi sonlandırmak istediği” ifade ediliyor.

ERDOĞAN’IN TAVRI

MHP kaynakları, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da “Dolmabahçe Mutabakatı’daki bu ayrıntıdan, Çelik’in görüşmeye dair tutanakları kendisine iletmesi sonrasında haberdar olduğunu ve Davutoğlu’nun başbakanlıktan azline varacak sürece girildiğine” işaret ediyor.

‘ARKASINDAN DOLANDI’

Bu nedenle Erdoğan’ın, mutabakat ile ilgili önce “Tabii silahların bırakılması çağrısı bizler için çok çok önemli bir beklenti idi. Bu, demokratik açılım süreci ile başlayan bir çağrıdır. Milli birlik ve kardeşlik projesi ile başlayan, şimdi de çözüm süreci ile devam eden ve bunu artık noktalayalım diye hasretle beklediğimiz bir çağrıdır” açıklamasını yaptığına işaret edilirken, daha sonra Erdoğan’ın, aynı mutabakat metnine ilişkin, “Ben oradaki toplantıyı doğru bulmuyorum. Çünkü bu toplantıda hükümetin başbakan yardımcısıyla şu anda parlamento içinde olan bir grubun yan yana fotoğraf vermesini doğru bulmuyorum” açıklamasını yaptığına dikkat çekiliyor. MHP, “O dönem Davutoğlu’nun, Erdoğan’ın arkasından dolanıp Türkiye ile ilgili özerk bir yapı istediğini” savunuyor.

‘FATURA MHP VE AKP’YE KESİLDİ’

MHP, 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra “Türkiye’nin Davutoğlu’nun yaptıkları nedeniyle erken seçime gitmek zorunda kaldığını” ileri sürerek, “Erdoğan’ın müdahalesi sonrasında AKP’nin 7 Haziran seçimlerinde yaşadığı oy kaybının önüne geçtiğine ve sonrasında yeniden iktidar olduğuna, sonrasında da faturanın MHP ve AKP’ye kesildiğine” dikkat çekiyor. MHP’li kaynaklar, özellikle 1 Kasım 2015 seçimlerinden sonra “MHP içinde bir bölünme yaratılmak ve Bahçeli’ye ‘MHP Genel Başkanlığı’ndan el çektirilmek istendiğine” işaret ediyor. MHP’de “yaratılmak istenen kaosun ardından da Türkiye’nin 15 Temmuz darbe girişimi sürecine sürüklendiği ve 15 Temmuz’da da AKP’den, özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan hesap sorulmak istendiği, Erdoğan’ın arkasından dolanıldığı, Bahçeli’nin de bu durumu önceden gördüğü” savunuluyor.