GÜNCEL
Giriş Tarihi : 09-01-2021 09:20   Güncelleme : 09-01-2021 09:20

‘AKP’nin yaptığı silahsız iç savaştır!’

Özdemir İnce, laik cumhuriyeti İslamileştirme fesadını ortaya koyuyor.

‘AKP’nin yaptığı silahsız iç savaştır!’

 

Özdemir İnce, yakın tarihimize ve günümüze ilişkin toplumsal, sosyal, siyasi alanlarda bütünlenen yazılarından oluşan Türk Aydınlanması ve Laiklik (Sia Kitap) isimli kitabının ilk bölümünde, Tanzimat’tan Birinci Meşrutiyet’e, İttihat Terakki’den Cumhuriyetin ilanına ve Cumhuriyet Devrimlerine kadar aydınlanma mücadelesinin siyasi ve ideolojik temellerini inceliyor. İkinci bölümde ise aydınlanmanın temeli olarak laikliğe ve özellikle AKP döneminde Türk siyasetinin laiklik karşıtı faaliyetlerine ışık tutuyor. Özdemir İnce ile kitabı üzerine konuştuk.

Yazılarınızın hangi tarih aralıklarında yayımlandığını sorarak başlayalım söyleşimize?

Kitapta 23 Nisan 2012 - 2 Haziran 2014 tarihleri arasında Aydınlık’ta yayımlanan yazılar yer alıyor. Bu fırsattan yararlanarak bir derdimi açmak istiyorum: Şairliğimle ilgi bir doktora tezi yazıldı, Dr. Soner Akpınar yazdı. Celal Soycan ve Metin Cengiz inceleme kitapları yazdılar. Ama bunların dışında dişe dokunur bir eleştiri yazısı yok. Oysa her biri 500-600 sayfalık 4 cilt olarak Tekin Yayınevi tarafından yayımlanacak 70 yıllık bir “yapıt” söz konusu. 

Dört kuramsal (poetika) kitabım üzerine tek yazı yayımlanmadı. Gazetelerde yayımlanan makalelerin toplandığı kitaplar hakkında tek yazı yazılmadı. Düşünce yazılarından korkuluyor ülkemizde. Yazmak için belki de ölmemi bekliyorlar. Çeviri yapmayı, programım tamamlanınca, yıllar önce bırakmıştım. Şiir yazmayı da 2019 yılında, Gençler İçin 50 Turfanda Miir’in yayımlanmasıyla bıraktım. Bu söyleşi ile kitaplarım hakkında söyleşi faslını da bırakıyorum. Yeter artık!

TÜRKLÜK BİLİNCİ
Yusuf Akçura’nın 1904 tarihli 32 sayfalık makalesinde irdelediği üç temel yöntem; Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük çerçevesinde “Üç Tarz-ı Siyaset”in önemini nasıl yorumluyorsunuz?

Üç Tarz-ı Siyaset 1904 yılında yayımlandığı zaman önemli bir kitaptı. Günümüzde de tarihsel bir önemi var. Çokuluslu, çok dinli ve kültürlü bir imparatorlukta bir Osmanlı kimliği yaratmak mümkün değildi. İslamcılık da mümkün değildi. Abdülhamit tarafından desteklenen Panislamizim ise bir hayaldi. Türkçülük’e gelince Anadolu’nun cahil Türkleri kendilerini Türk saymıyordu. Halkta Türklük bilinci Cumhuriyetten sonra oluştu. Çok etnisiteli, çok dinli bir imparatorlukta ırka dayalı bir Türk ulusu yaratmak da simyacılıktan da öte bir şeydi. 

DİN VE DÜNYA PARSELLERİ AYRILMALI
Ziya Gökalp’in 1929 yılında kitaplaşan üçlü sorgulaması; Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak ne yönde bir ivme olarak nitelenmiştir?

Bugün, sorunuzdaki üç “...leşmek”ten sadece muasırlaşmak (çağdaşlaşmak) önemlidir. Hedef Avrupa’nın uygarlık düzeyine erişmektir. Batı’nın tekniğini alıp kültürüne sırtını dönmek mümkün olmadığı gibi aynı zamanda bol çıkmazlı bir çelişkidir. Çünkü uygarlık, tanesini kemirip koçanını fırlatıp atacağınız bir mısır değildir. 

“Muasırlaşmak” bilimin ve aklın yöntemini ve erişim alanlarını kabul etmektir. İslam dünyasının büyük trajedisi buradadır: Hem akla ve bilime muhalefet edip bu ikiliyi İslamın doğmalarıyla çarpıştıracaksınız; hem Kuran’da, bilimsel çalışmaların ürünlerini onaylayacak ayetler arayıp bulacaksınız... Bunun mümkün olmadığına İslam dünyasındaki “vaziyetin durumu” tanıklık ediyor. Önce dinin egemenlik alanı ile dünyanın egemenlik alanındaki sınırı çizerek parselleri ayıracaksın! 

TÜRKİYE’DE YAŞARIM
Tarihte yaşamak istemediğiniz bir dönem var mı?

İstememekle olmaz. İstemediğiniz şeyle, şeylerle mücadele edeceksiniz. İstediğiniz hale getireceksiniz onu. Bana başka ülkelerde güvenlik içinde yaşamam önerildi. Elbette resmen değil. Dostlar arasında. Yaşarsam Türkiye’de yaşarım, onu kimseye bırakmam.

Türk, Türklük ve Anadolu emsal özdeşleşmesine ilişkin vargılarınız nelerdir?

Greklerin Anadolu dedikleri, Haçlı Seferleri’nden bu yana Türkiye olarak tanımlanan topraklarda yerleşik Türkiye Cumhuriyeti’nin kimlik ve pasaportuna sahip insanların yurdudur burası. Bu kimlik ve pasaporta sahip insanlara da soy ve dinine bakılmaksızın, “Türk” denir. Türklük bir ırk değildir. TC’nin pasaport ve kimliğine sahip olmaktır.

Lozan Konferansı öncesini Mustafa Kemal Paşa, İsmet Paşa, Kâzım Karabekir ve Rauf Orbay’ın gözünden nasıl aktarıyorsunuz?

Evet! Lozan öncesinde Mustafa Kemal Paşa ile İsmet Paşa Cumhuriyeti hedefliyordu. Öteki iki paşanın böyle bir hedefi yoktu. Dahası karşıydılar. Ama daha sonra, uyum sağlamasalar da kabul ettiler.

AKP’nin yaptığına iç savaş denebilir mi?

Silahsız iç savaş elbette.

Kahramanları olduğu kadar, hainleri de bol bir kitap desem haksızlık etmemiş olurum sanırım?

Kahramanın olduğu yerde her zaman hain de vardır.

DURUM ZOR AMA UMUTSUZ DEĞİL
Cumhuriyetin kurucu durakları olan Siyasi Devrimler, Toplumsal Devrimler ve Hukuk Devrimi başlıklarında gruplanan 15 yasadan bugün yerinde yeller estirilenleri sıralarsanız sizce hangileri başa güreşir?

Durum zor ama umutsuz değil! Anayasa ve Devrim yasaları yerinde duruyor. Cumhuriyetçi hükümet kurulunca şoför de değişmiş olur. Çağdaş şoför kontağı çevirir ve marşa basar. 

Dosdoğru soralım: Kitapta üzerine yazdığınız bir dizi yazınızı bileştirdiğiniz Mahmut Esat Bozkurt’un Türk tanımı nedir?

Siz, dedikleri gibi, Bozkurt’un gerçekten ırkçı/faşist olup olmadığını soruyorsunuz bana. Bozkurt ırkçı falan değildir. Dr. Reşit Galip gibi, Şükrü Saracoğlu gibi sol ulusalcı tutumlarıyla geleneksel mürteci tayfasının düşmanlığına hedef olmuş bir devrimcidir. Onlar Cumhuriyete “Halk Cumhuriyeti” derler. 

Atatürk’e doğrudan çatamayanlar bu değerli insanlara saldırmışlardır. Bunlardan birini Türk Aydınlanması ve Laiklik’te teşhir ettim. Bu kimse Sabah gazetesi yazarı Engin Ardıç oluyor. (Kitabın ikinci baskısında adı dipnotu olarak verilecek.)

Kitabın 137. sayfasında söyle bir cümle vardır: [“Ariler medeniyet kurucularıdır. İdealistlik o kuvvettir ki, Arilerin üstünlüğünü gösterir. Yahudi, Ariliğin en belirli zıddıdır. Yahudiler göçebe değil asalaktır.” Kavgam adlı kitabında Adolf Hitler mi söylüyor? Hayır efendim, Atatürk İhtilali adlı kitabında Mahmut Esat Bozkurt söylüyor.]

Dur hele: Bunları Sabah gazetesi yazıcısı Engin Ardıç, 20.2.2010 tarihli ve “Bozkurtların Bilmemnesi” başlıklı yazısında yazıyor. Alıntıladığı cümle Hitler’in Kavgam adlı kitabından alıntı. 

M.E. Bozkurt, “Atatürk İhtilali I, II” (Kaynak Yayınları, 2003) adlı kitabının 50. sayfasında Hitlerciliği tanımlarken Kavgam’dan bu alıntıyı yapıyor. “Ariler medeniyet kurucularıdır. İdealistlik, o kuvvettir ki, Arilerin üstünlüğünü gösterir. Yahudi, Ariliğin en bariz zıddıdır. Yahudiler, göçebe değil sığıntıdır. Irkın muhafazası mevcudiyetinin gayesidir. Köylülük ırkın ambarı, muhafazasıdır.” (Hitler, Kavgam, III. Bölüm. Irk, Toprak ve Kan).

Kendisi az buçuk tahsil gördüğü, milletin Kavgam ve Anadolu İhtilali’ni okumadığını (kendisi de baştan sona okumamıştır) düşündüğü için asparagas yapmaktadır. Kafası bu türden yalanlarla dolu. Bir gün, birinin çıkıp yaptığı haydutluğu yakalayacağını düşünmemiştir. Devrimlere ve devrimcilere çamur atarak, CHP karşısında kabadayılık yaparak para kazanır. 

Ayrıca, Dr. Abdullah Cevdet’in, Türk ırkını ıslah etmek için Avrupa’dan damızlık erkek getirtmeyi düşündüğü iftirasına, Cumhuriyet düşmanı mürtecilerin çıkardığı yalana dayanarak yazı yazacak kadar da meslek ahlakından yoksundur!

CUMHURİYET