GÜNCEL
Giriş Tarihi : 16-12-2020 20:44   Güncelleme : 16-12-2020 20:44

Hiç olmasa kültürümüze sahip çıkabilsek

TOPLUMLARI ayakta tutan temel unsurlardan en önemlisi kuşkusuz ulus kültürü ve kültürün en değerli hazinesi ise ulusun dilidir.

Hiç olmasa kültürümüze sahip çıkabilsek

TOPLUMLARI ayakta tutan temel unsurlardan en önemlisi kuşkusuz ulus kültürü ve kültürün en değerli hazinesi ise ulusun dilidir.

 

Emperyalizmin bir ülkeyi istila etmek için kullandığı en etkili silahlar arasında olan kültür erozyonu aynı zamanda toplumların çöküşüne, ulus bilincinin kaybolmasına, toplumun kendi kendine yabancılaşmasına zemin yaratır.

 

Platon” Dil, bir ulusun aynasıdır, bu aynaya baktığımız zaman, orada kendimizin en gerçek yankısını buluruz” der.

 

Ne yazık ki, güzel Türkçemiz de alfabemiz de Batı hayranlığına asalak Suriyelilerin de eklenmesiyle bugün yabancı kültürlerin istilası altında...

 

Birçok yerleşim bölgesinde caddelerimiz, sokaklarımız Arapça levhalarla kirletilmiş halde...

 

Elbette insanlık ailesinin bir parçası olarak, uygarlığın, bilimin seyrini, dünyada olup bitenleri daha iyi izleyebilmek için yabancı dilleri de öğreneceğiz ve öğrenmek zorundayız da...

 

Ancak kendi dilimizi kendi kültürümüzü ezdirmeden...

 

"Türk demek dil demektir. Milliyetin çok belirgin niteliklerinden biri dildir. Türk milletindenim diyen insan, her şeyden önce ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır” diyen eşsiz önderimiz Atatürk şöyle devam eder:

 

“Türk Dili dünyada en güzel, en zengin ve kolay olabilecek bir dildir. Onun için her Türk, dilini çok sevip onu yükseltmek için çalışır. Bir de Türk Dili, Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti geçirdiği sonsuz felaketler içinde ahlakını, göreneklerini, anılarını, çıkarlarını kısacası, bugün kendisini millet yapan her niteliğinin, dili sayesinde korunduğunu görüyor. Türk Dili, Türk ulusunun yüreğidir, beynidir.”

 

***

TÜRK dilinin en güçlü özelliklerinden biri Türk alfabesidir ve Türk alfabesi açık ara ile dünyadaki en kullanışlı alfabedir. Yıllardır kimi Batılı düşünürler aynı görüşü paylaşarak kendilerinin de Türk alfabesine geçmelerini önerirler.

 

Eğer bir Türk kompleksi yaşamamış olsalardı belki de bunu çoktan yapmış olurlardı.

 

Bugün pek çok Batı ülkesi tek bir sesi iki, üç hatta dört harf aracılığıyla telaffuz eder, bu da dilin kullanımında telaffuz ve anlam karışıklıklarına yol açar.

 

Atatürk’ün bir dil bilimcisi gibi eşine rastlanmaz dehası buraya da ulaşmış ve bizzat Türk alfabesine (Ğ ), (Ş), (Ç), (Ü) harflerini ekleyerek bu sorunu kökünden çözmüştür.

 

Yıllardır herkesin ağzında sözgelişi “eyçbisi” gibi “entivi”, “sienbisi” gibi sözcükler sakız olmuş durumda ve o sözcükler, bizim olmayan bir dildeki sözcüklerin, bizim olmayan bir alfabedeki baş harflerinden oluşuyor...

 

Burası Türk yurdu ve o harfler eğer rumuz olarak kullanılacaksa Türk alfabesine göre okunmalıdır.

 

Yine eşsiz önderimize kulak verelim;

 

“Bizim ahenkli, zengin ve kıvrak dilimiz yeni Türk harfleriyle kendini gösterecektir. Yüzyıllardan beri kafalarımızı demir çerçeve içinde bulundurmaktan, aslında iyi anlaşılmayan ve anlayamadığımız işaretlerden kendimizi kurtarmak zorundayız. Bunu kavramak durumundayız. Kavradığımızın izlerine yakın zamanda bütün dünya tanık olacaktır. Buna kesinlikle inanıyorum”

 

Şunu da hiç unutmayalım

 

Bu gün içimizde kimilerinin cahilce Latin alfabesinden taklit diye nitelediği Türk alfabesinin yaratıcısı ön Türklerden olan Etrüsklerdir ve bu alfabe Göktürklerin, Uygurların kullandığı alfabe ile birlikte Runik alfabe olarak anılır.

 

Gelin dostlar...

 

İstila altındaki dilimize de, yok hükmüne düşürülen alfabemize de ve dolayısıyla kültürümüze sahip çıkıp bunun için gerekirse kampanyalar düzenleyelim...

 

 


...

[İleti kısaltıldı] Tüm iletiyi görüntüle