SİYASET
Giriş Tarihi : 13-09-2020 15:43   Güncelleme : 13-09-2020 15:43

Mustafa Akıncı döneminde Türkiye ile ilişkilerimiz erozyona uğradı

KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Kudret Özersay, katıldığı Artık Üniversiteliler Soruyor platformunun canlı yayınında Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın Türkiye ile ilişkilerine zarar verdiğini belirterek sert eleştirilerde bulundu.

Mustafa Akıncı döneminde Türkiye ile ilişkilerimiz erozyona uğradı

Koronavirüs pandemisi dolayısıyla sosyal medya platformu üzerinden canlı yayınlanan programa, başta Türkiye olmak üzere, KKTC, Belçika, İngiltere, Fransa gibi ülkelerden öğrenciler katılarak, Özersay’a kamuoyunun merak ettiği soruları yöneltti.

Özersay, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın 5 yıllık Cumhurbaşkanlığı döneminde Türkiye ile ilişkilerin 10-15 yıl geriye gittiğini, karşılıklı güven ilişkisinin erozyona uğradığını, doğrudan güvene dayalı ilişki kurulamadığını altını çizerken, “Örneğin geçtiğimiz yıllarda Türkiye’nin hassasiyetlerine hiç özen göstermeksizin bazı sözler söylenmişti, bu da karşılıklı olarak kırıcı bir durumun ortaya çıkmasına sebebiyet vermişti,” dedi

Kapalı Maraş çerçevesinde yapılan envanter çalışmaları konusuna da değinen Prof. Dr. Kudret Özersay, DAÜ Mühendislik Fakültesi olarak bölge içerisinde yapılacak incelemeler sonrasında envanter çalışmasının tamamlanacağını dile getirirken, “Tahminimce Ekim sonu, Kasım başı çalışmalarımız tamamlanır,” dedi.

“KKTC, ekonomik açıdan zor durumda”

Kuzey Kıbrıs ekonomisi hakkında açıklamalarda bulunan KKTC Başbakan Yardımcısı Kudret Özersay, ada ekonomisinin turizm ve yükseköğretim odaklı ilerlediğini ifade etti. Türkiye başta olmak üzere birçok ülkeden 100 bin civarında öğrencinin adada bulunduğunu dile getiren Özersay, “Bu rakamın, KKTC nüfusu açısından önemli boyutta olmasından dolayı, koronavirüs salgını özellikle ekonomide, turizm bağlamında bizi zora sokmuş durumda,” dedi.

“Yüzde 40 online, yüzde 60 yüz yüze eğitim”

Programda, salgın çerçevesinde Kuzey Kıbrıs özelinde okulların durumuna değinen Prof. Dr. Özersay, tam anlamıyla online eğitime sıcak bakmadıklarını belirtti. KKTC Milli Eğitim Bakanlığı’nın önerisiyle Bakanlar Kurulu’ndan yüzde 40 online, yüzde 60 yüz yüze eğitim kararının alındığını kaydeden Özersay, “Bu çerçevede, öğrencilerin kolaylaştırılmış uçuşlar veya öğrencilere özel gemi seferleri ile adaya gelmelerini sağlayacağız,” dedi. Öğrencilerin adaya gelmesinin ardından yapılacak düzenlemelerden bahseden Kudret Özersay, ada içerisindeki üniversite kampüslerindeki yurt alanlarında kısa süreli karantina uygulamasının ardından, öğrencilerin ülke içerisinde herhangi bir kısıtlamaya tabi olmaksızın öğrenci olarak hayatlarını idame ettirmeleri mantığı çerçevesinde çalışmalar yaptıklarını dile getirdi.

“Türkiye ile ilişkilerimiz menfaat ilişkisi düzeyine indirgenemez”

Türkiye ile KKTC ilişkileri hakkında gelen bir soruya yanıt veren Kudret ÖzersayKKTC’nin ayrı bir devlet olmasının ve Kıbrıs Türkünün bu kimlikle var olmasının Türkiye’yi güçlendiren bir durum olduğunun altını çizdi. Kıbrıs Türk kimliğinin güçlü olarak var olmasının bir devlete sahip olmakla mümkün olduğunu kaydeden Özersay, “Bundan dolayıdır ki, KKTC devletimiz son derece önemlidir. Kıbrıs Türkünün adadaki varlığı, Türkiye’nin buradaki varlığını kimsenin sorgulayamayacağını ortaya çıkarıyor,” dedi. Kudret Özersay, bu anlamda KKTC ile Türkiye ilişkisinin yalnızca menfaat odaklı bir ilişki olarak tanımlanmasını hiçbir şekilde onaylamadığını belirtirken, konuşmasında, “Bunu sıradan bir menfaat ilişkisine indirgeyip yapılan iyiliği diğerinin başına kalkmayı doğru bulmadığım gibi, senin zor zamanında yanında duran, kendi evlatlarını Kıbrıs Türkünün mücadelesinde feda etmiş olan bir topluma laf söylenmesini de kesinlikle kabul etmiyorum,” ifadelerine yer verdi.

“Akıncı döneminde ilişkilerimiz 10-15 yıl geriye gitti”

Özersay, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın 5 yıllık Cumhurbaşkanlığı döneminde Türkiye ile ilişkilerin 10-15 yıl geriye gittiğini, karşılıklı güven ilişkisinin erozyona uğradığını, doğrudan güvene dayalı ilişki kurulamadığını, Akıncı’nın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile doğrudan konuşabilmesi gerektiğinin altını çizdi: “Örneğin geçtiğimiz yıllarda Türkiye’nin hassasiyetlerine hiç özen göstermeksizin bazı sözler söylenmişti, bu da karşılıklı olarak kırıcı bir durumun ortaya çıkmasına sebebiyet vermişti,” dedi. Özersay, konuşmasına, “İhtiyacımız olan şey, basın üzerinden birbirimize ‘ağzının payını vermek’ değil, doğrudan bir diyalog ile sağlıklı bir iletişim kurabilmektir,” ifadeleri ile devam etti.

“Kapalı Maraş çalışmaları son aşamada”

Kapalı Maraş çerçevesinde yapılan envanter çalışmaları konusuna da değinen Prof. Dr. Kudret Özersay, 46 yıllık bir hayalet şehre dönüşen Kapalı Maraş’ın KKTC sınırları içerisinde, KKTC Silahlı Kuvvetleri tarafından kontrolü sağlanan bir alan olduğunun altını çizdi. Kıbrıs sorunu bağlamında yapılan müzakereler çerçevesinde 90’lı yıllarda Kapalı Maraş’ın belirli bir bölümünün Rum tarafına verilmesi karşılığında Lefkoşa’da bulunan uluslararası bir havaalanının Kuzey Kıbrıs’a da doğrudan uçuş yapılmasına imkan verecek şekilde açılması gibi bir pazarlığın yapıldığını ifade eden Özersay, defalarca görüşme yapılmasına rağmen bu anlamda da bir anlaşmaya varılamadığını belirtti. Bunun ertesinde, 6 yıl önce kendisinin öncülüğünü yaptığı bir fikir olarak envanter çalışmalarının başlatıldığını kaydeden Prof. Dr. Kudret Özersay, mevcut durumda bu çalışmanın son aşamasına gelindiğini vurguladı. Çalışmalar çerçevesinde KKTC Doğu Akdeniz Üniversitesi(DAÜ) ile yaptıkları anlaşmayı anımsatan Özersay, DAÜ Mühendislik Fakültesi olarak bölge içerisinde yapılacak incelemeler sonrasında envanter çalışmasının tamamlanacağını dile getirirken, “Tahminimce Ekim sonu, Kasım başı çalışmalarımız tamamlanır,” dedi.

Yeni seçilecek olan Cumhurbaşkanına bu anlamda büyük görevler düştüğünün altını çizen KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Kudret Özersay, çalışmaların tamamlanmasının ardından uluslararası alanda görüşmeler yapılması gerektiğini vurgularken, Kapalı Maraş’ın Kıbrıs Türk yönetimi altında açılması düşüncesinin Kıbrıslı Rumların da lehine olabileceğinin uluslararası alanda gösterilmesi gerektiğinin altını çizdi.