GÜNCEL
Giriş Tarihi : 03-08-2020 11:03   Güncelleme : 03-08-2020 11:03

Z kuşağı kabuğa sığmıyor

1996 ve sonrasında doğan, teknolojiyle iç içe büyümeleri nedeniyle bilginin ve zamanın hızına çok kolay uyum sağlama özellikleriyle dikkat çeken gençlere Z Kuşağı adı veriliyor. Siyasi partiler oylarının peşinde, şirketler yeni çalışanları olarak bu kuşakla nasıl iletişim kurmaları gerektiğini araştırıyor, reklamverenler ise istihdam piyasasının en genç üyeleri olarak tüketim alışkanlıklarını şekillendirmek derdinde.

Z kuşağı kabuğa sığmıyor

 

Siyasete ve dünyaya bakış açıları tamamen farklı olan bu kuşak, ABD Başkanı Donald Trump’ın seçim mitingini TikTok’u kullanarak sabote etmesi ve Türkiye’de ise YKS krizinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a “oy yok” çıkışı ile dikkat çekti.

Siyasetin takım tutar gibi savunulmasına karşı çıkan Z Kuşağı, en önemli sorunun eğitim ve işsizlik olduğunu söylüyor. Dini konulara girmekten çekinen, herkesin inancını ve düşüncesini özgürce yaşayabilmesi gerektiğini söyleyerek tek bir kalıba sokulamayacağını gösteren Z Kuşağı’na sorduk:

- Günlük rutinleri neler?

- Siyasete nasıl bakıyorlar?

- Siyasetçiden ne bekliyorlar?

- Sosyal medyayla ilgili alınan kararları nasıl karşıladılar?

- Özgürlük algıları ne?

- Eğitim onlar için ne ifade ediyor?

- Parayla ilişkileri nasıl?

- Gelenekler ve aileye bakışları?

- Meslek seçimlerini neye göre yapıyorlar?

- Rol modelleri var mı, kimler?

- İnanç meselesiyle ilgili ne düşünüyorlar?

- Nasıl mutlu oluyor, neden kaygılanıyorlar?

- Kuşak çatışması yaşıyorlar mı?

- Öncelikli meseleleri ne?

Dizi yazımızda sözü “Her şey çok güzel olacak” sözüyle gündem yaratan Berkay Gezgin (17), milli cimnastikçi Mehmet Ercoş (20), mimarlık bölümü öğrencisi Şevval Hayal (20), lise son sınıf öğrencisi Cef Kamhi (17), üniversite sınavına giren Elif Betül Küle (19), sanat tarihi öğrencisi Halil İbrahim Mercimek (19), üniversiteye başlamak için gün sayan Ufuk Sarp Yakıt (18), Şırnak’ta bir sürücü kursunda çalışarak geçimini sağlayan Serhat Ayan (18) ve Şırnak’ta elektrikçilik yapan Murat Bayar’a (20) verdik.

‘ROL MODELİM ATATÜRK’

Hayatının her alanında kendisine ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ü rol model aldığını söyleyen Berkay, “Ben Atatürkçü, milletini ve vatanını seven 17 yaşında bir Türk genciyim. Umutla söylenmiş olan ‘her şey çok güzel olacak’ sözleri siyasetle ilişkilendirilmemeli. Ben bu cümleleri ülkemin bütünü için kullandım” diyor.

BERKAY GEZGİN: SİYASET İLGİ ALANIM

Berkay Gezgin (17), lise son sınıfa geçen gençlerden. Kamuoyu Berkay’ı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun seçim kampanyası döneminde otobüsün yanına yaklaşarak “Ekrem Abi, her şey çok güzel olacak” sözlerinden tanıyor. Güncel sorunlarla yakından ilgilenen Berkay, Türkiye’nin ve kendisi açısından en önemli sorunun eğitim ve ekonomik gidişat olduğunu söylüyor.

Günümüz koşullarında eğitimin önemine dikkat çeken Berkay, “Eğitim, hem benim hem de toplum için en önemli unsur. Eğer bir toplumu geride tutmak isterseniz önce eğitimi bitirmeniz gerekir. Eğitim sisteminin daha da ileriye taşınması gerektiğini düşünüyorum. Ayrıştırıcı bir eğitim sistemi var. Eğitimin içine para girmiş durumda. Eğitimde fırsat eşitliğine ihtiyacımız var. Bizim maddi durumumuz normal. Lüks bir hayatımız yok. Bizden daha kötü durumda olan da var. Herkese eğitimde fırsat eşitliği sağlanmalı” diyor.

Ülke sorunlarını yakından takip etmeye çalıştığını anlatan Berkay şunları söylüyor: “Ekonomi beni kaygılandırıyor. Eğer ekonomi ele alınmazsa bizden sonraki kuşak büyük zorluklar yaşayacak. Başta eğitim olmak üzere birçok alanda çöküş ile karşılaşacağız.” Sosyal medyayı “özgürlük alanı” olarak niteleyen Berkay Gezgin, sıkı bir sosyal medya kullanıcısı.

Berkay nedenini şöyle anlatıyor: “Hayatın akışını oradan takip ediyoruz. Ülkemizdeki önemli konuları da sosyal medyadan takip ediyoruz. Türkiye’de işsizlik, kadına yönelik şiddet ve cinayet olayları, hayvan hakları gibi pek çok önemli gündem maddeleri varken gündem sosyal medyanın engellenmesi ise anlam veremiyorum. İnsanlar hakaret ve küfür etmeden fikirlerini buralardan paylaştıkları sürece sosyal medyaya getirilen kısatlamaları doğru bulmuyorum. Ülke olarak gerçek sorunlarımıza yönelmemiz lazım. Herkes istediğini özgürce ve doğru bir perspektif ile yazabilmeli. Sonuçta kendi düşüncelerimizi doğru bir şekilde aktardığımız yerde özgürlüğümüz başlıyor.”

‘GELECEK KAYGISI YOĞUN’

Siyasete ilgisi olduğunu söyleyen Berkay, üniversitede ise uluslararası ilişkiler ve siyaset okumak istediğini söylüyor. Z Kuşağı’nın gelecek kaygısını yoğun bir şekilde yaşadığını kaydeden Berkay, “Hedefim ODTÜ. Hayallerimi gerçekleştirebilmek için çok çalışıyorum. Ama yolumda bazı endişeler de yaşıyorum. Gelecek kaygılarım var. Z Kuşağı’ndan kiminle konuşsam bu kaygıyı yaşıyor. Beni en çok eğitim sisteminin zorluğunun ardından iş bulup bulamayacak olmak kaygılandırıyor. İşsizlik Türkiye’nin en büyük sorunlarından birisi. Artık üniversite öğrencileri kasiyerlik yapıyor. Biz en iyisini hak ediyoruz. En iyisini yapmak için çabalıyorum ama sonucunda hak ettiğimi de almak istiyorum. Bu kaygıları yaşamamamız gerekiyor” diyor.

‘ULAŞILMAZ OLMAMALILAR’

Siyasilerin kutsal olmadığının altını çizen Berkay, “Biz siyasetçiden halka hizmet etmesini bekliyoruz. Hiçbirisi halkın gözünde kutsal değiller ve haliyle ulaşılmaz olmamalılar. Bir siyasetçi, çalmıyorsa, sözlerini yerine getiriyorsa, ülkenin gerçek sorunlarıyla ilgileniyorsa gerçek bir siyasetçidir” diye siyasete bakış açısını anlatıyor. Aile bireyleri ile kuşak çatışması yaşamadıklarını ancak daha farklı baktıklarını söyleyen Berkay sözlerini şöyle bitiriyor: “Aile içinde de düşüncelerimi özgür bir şekilde dile getirebiliyorum. Birbirimizi dinliyoruz. Fikir alışverişi yaptığımızda birbirimize farklı pencereler açıyoruz. Z Kuşağı’nın dinlenmesi gerektiğini, eksik noktalarda desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum.”

ŞEVVAL HAYAL: TÜRKİYE’DE ÖNYARGILAR OLMAMALI

Medipol Üniversitesi mimarlık bölümü öğrencisi Şevval Hayal, 20 yaşında bir genç. Genelde günlerini dizi izleyerek geçirdiğini söyleyen Hayal, bunun yanı sıra kumaş boyama ve nakış işleri ile de ilgili. Kendi okulunda aldığı eğitimin diğer okullarla kıyaslandığında tatmin edici olduğunu anlatan Hayal, “Ancak tıp ağırlıklı bir okulda okuduğum için bölümüme verilen özensizlikten rahatsızım. Bize verilen stüdyolar yetersiz ve bakımsız olmasına rağmen temiz bırakmadığımız için sürekli şikâyet alıyoruz. Mimarlık öğrencisi olarak odamı en basit bir projeden sonra bile 3 günde zor toplayabiliyorum” diyor.

‘MİRASIMIZI KORUMALIYIZ’

İnşaat üzerine çalışan aile üyelerinin mesleğini belirlemesinde etkili olduğunu kaydeden Hayal, “İleride mesleğimi icra etmek istiyorum. Ancak önce Asya mimarisini öğreneceğim. Kültürümüzde ilerleyen teknoloji olmamasına rağmen farklı metotlarla yapılmış sırlar dolu yapılar var. Ancak bu metotları öğretecek ve bu mirası sürdürebilecek çok kişi yok. Asya’da mimarlık öğrencileri önce o yapıların metotlarını öğreniyor, restorasyonlar yaparak ders görüyorlar. Bu nedenle ilk hedefim miraslarımızı koruyabilecek şekilde bir mimar olmak” diye konuşuyor.

‘YALAN ÜSTÜNE YALAN...’

Hayal, apolitik olduğunu ve siyasi tartışmalardan hoşlanmadığını da belirtiyor: “Siyasi bakış açısına sahip değilim. Siyasilerin de gençlerin beklentilerini çok dikkate almadığını görüyorum. Çevremde farklı siyasi düşüncesi olan kişiler olsa da tartışmaya girmek yerine dinlemeyi ve görüşümü söylemeyi tercih ediyorum. Siyasetçilerden ne beklemem gerektiğinden emin değilim. Çoğunun her adımı takip edilip her hareketi çarptırılıyor. Yalan üstüne yalan söylemek zorunda kaldıkları zamanlar oluyor. Bir beklentim olsa dahi işlerine yaramadığı sürece dikkate alacaklarını sanmıyorum.” Rol model olarak kimseyi görmediğini ancak örnek aldığı bazı isimlerin bulunduğunu söyleyen Şevval Hayal, “Hayatıma bir katkısı olan düşünce tarzını ya da yaşam biçimini örnek alır yoluma devam ederim. Kendi yapımı bildiğimden dolayı bir rol model belirleyerek o kişinin kopyası olmaya çalışmaktan kendimi alıkoyuyorum. Maalesef ülkemizde önyargı var. Ülkemde önyargı olmamalı. Eski kafalı düşünce dedikleri büyüklerimin yeni nesle olan bakış açısı da önyargıya dahil. Günümüzde kendini ifade etmenin birçok farklı yöntemi var. Kimisi YouTube’da hayatını sergiliyor, kimisi Instagram’dan blog oluşturarak başkalarına yardımcı oluyor. Hâlâ bunları eleştirenler var. Özgür olduğumuzu iddia ederek başkalarının özgürlüğüne laf etmeyi bırakmalıyız” diye düşüncelerini açıklıyor.

‘PARAYI DERT ETMİYORUM’

Ailesi ile yaşadığı için iş bulma kaygısı taşımadığını belirten Hayal şunları anlatıyor: “Parayı seviyorum ancak olmazsa olmazım da değil. Para biriktirmekte iyiyim. Bu nedenle şu kadar param olmalı, maaşım da şu kadar olmalı gibi bir kaygım veya beklentim henüz yok. Bunun en büyük nedeni de ailemle yaşadığım için birçok konuda maddi olarak beni desteklemeleri. İleride ne olacağını sıkı sıkıya planlamayı da sevmediğim için para konusunu çok dert etmiyorum.”MEHMET ERCOŞ: EĞİTİM GELİŞMEYE AÇIK OLMALI
Mehmet Ercoş, ailesinin her alanda kendisini destekleklediği için “şanslı” olduğunun altını çiziyor: “Çünkü her zaman iletişimdeyim ve genelde kuşak çatışması yaşamıyoruz. Ama benim yaşamıyor olmam çevremde bunların yaşanmadığı anlamına da gelmiyor. Arkadaşlarıma baktığım zaman, Z Kuşağı’nı gözlemlediğimde aileleriyle kuşak çatışması yaşadığını görebiliyorum. Bu olağan bir durum.”

Mehmet Ercoş (20), milli cimnastikçi. 3 yaşından beri cimnastik sporuyla ilgilendiğini söyleyen ve 8 yaşında profesyonelliğe adım attığını anlatan Ercoş, “Bütün hayatım spor üzerine kurulu. Günlerimi sporla geçiriyorum. 2013 yılından beri de milli takım sporcusuyum. Dünya 2.’liği, Avrupa 1.’liği, Avrupa 2.’liği, çeşitli uluslararası yarışmalarda şampiyonluklar, Akdeniz Oyunları birinciliği, ülkeler arası olimpiyatlarda da birinciliğim var. Çiftler kategorisinde gümüş madalya kazandım. Bu madalya, Türkiye’nin Aerobik Cimnastik Büyükler Kategorisi’nde kazanılan ilk madalya. Yeni hedeflerimiz için de çalışmalarımıza başladık” diyor. Eğitim hayatına önem verdiğini ve bu alanın her zaman gelişmeye açık olması gerektiğini söyleyen Ercoş, “İstanbul’daki bir özel okulda spor yöneticiliği okuyorum. İlk önce derslere katılıyorum ardından antrenmanlarıma katılıyorum. Sıkı bir çalışma döngüm var. Tüm başarılarım, azmim ve aldığım eğitimler sayesinde oldu. Eğitim hayatımızın her alanında, yaşam boyu devam eden bir alan. Üniversite, eğitim hayatının yanında kültürel anlamda da insana çok şey katıyor. Ben her alanda eğitimin gelişmeye açık bir alan olması gerektiğini düşünüyorum” diye konuşuyor.

EKONOMİK KAYGI

Her genç gibi kendisinin de ekonomik kaygısının olduğunu ancak bunu sporla aşmaya çalıştığını kaydeden Mehmet Ercoş, şunları anlatıyor: “Ekonomi herkes gibi benim içinde zorlu bir süreç. Ancak aşacağımıza inanıyorum. Zorlukları önüme koyduğum hedefle aşmaya çalışıyorum. Her seferinde yeni yeni hedefler koyarak belki de bizim kuşağın azim ve mücadelesini ortaya koyuyorum. Yani bu alanda kendimle yarışıyorum. Bir de başarının sürekli üzerine çıkmak gerekiyor. Onu devam ettirmek gerçekten zor.”