GÜNCEL
Giriş Tarihi : 23-05-2020 09:57   Güncelleme : 23-05-2020 09:57

Denge ve Denetleme Ağı’nın Demokrasi Talebi Raporu’nda çarpıcı sonuçlar yer aldı: Öncelik: Adalet ve eşitlik

Denge ve Denetleme Ağı, 2010’dan bu yana 266 bin kişiyle yaptığı yüz yüze görüşmeler sonucunda “Türkiye’de Demokrasi Talebi Raporu” hazırladı. Toplumun yarısından fazlasının yargının siyasallaştığına, iktidarların savcı ve hâkimlere baskı uyguladığına inandığı belirtilen rapora göre, 100 kişiden en az 61’i yargının tamamen siyasallaştığı görüşünde.

Denge ve Denetleme Ağı’nın Demokrasi Talebi Raporu’nda çarpıcı sonuçlar yer aldı: Öncelik: Adalet ve eşitlik

 

KONDA’nın 2010-2019 yılları arasında her ay ortalamada 2 bin 781 ve toplamda 266 bin 993 kis¸iyle yüz yüze görüs¸erek gerçekleştirdiği araştırmanın sonuçları üzerinden hazırlanan raporda; veriler hukukun üstünlügˆü, yargı bagˆımsızlıgˆı, es¸it vatandas¸lık, ifade özgürlügˆü, yerel yönetimler ve örgütlenme özgürlügˆü bas¸lıkları altında ele alındı. Raporun “sonuç” bölümünde, şu değerlendirmeler yapıldı:

Toplumun neredeyse tamamı adaletin herkesin eşit olması ve haklının haksızın ayırt edilmesi anlamlarına geldiği, kanunların anayasaya uygunluğunun denetlenmesi gerektiği, hükümetin işlemlerinin yargının denetimine tabi olması gerektiği konularında hemfikir.

Ancak uygulamada bu ilkeler doğrultusunda hareket edildiği konusunda çekinceleri var. Örneğin hâkim, savcı ve polislerin işlemlerinde karşılarındakinin kim olduğuna göre farklı davranabildiğini, özellikle de karşısındakinin iktidarın adamı olup olmadığına veya zengin mi fakir mi olduğuna göre ayrımcılık yaptığına inanıyor. Bunun yanı sıra hâkimin kimliğinin, yani etnik köken, cinsiyet, örtünüp örtünmediği gibi özelliklerin yargıya olan güveni etkileyebileceği düşünülüyor.

Toplumun yarısı anayasa sürecinin esasen halkın görüşleri toplanarak ve değerlendirilerek yapılması gerektiği görüşünde ve temel yasaların oluşturulmasında aktif olmak istediğini gösteriyor. Toplum anayasada en fazla adalet ilkesinin, ardından eşitlik ve özgürlük ilkelerinin vurgulanması gerektiğini belirtiyor ve devletin bekası en sonda geliyor.

Toplum aynı zamanda devletten vatandaşların kimliğinden ötürü maruz kaldıkları baskılara karşı korumasını ve tüm özgürlükler ve tercihleri karşısında tarafsız kalmasını talep ediyor.

Toplumun bir kısmı eşitliksizler, ayrımcılık ve baskılardan dolayı eşit vatandaş gibi hissetmiyor. Etnik köken, din ve cinsiyet kimlikleri eşit vatandaşlığın benimsenmesinde engel oluşturabiliyor.

Özellikle Kürtler, Aleviler ve Müslüman olmayanlar ile eşcinsellerin, toplum nezdinde eşit vatandaşlar olarak değerlendirilmesi ve onlara eşit haklar tanınması konularında bazı çekinceler ve alınacak epey mesafe olduğunu belirtmek mümkün.

Geleneksel medya hem yaygınlığını hem de güvenilirliğini yitirmiş durumda. Sosyal medya 2010’da toplumun kısıtlı bir kesiminin kullandığı bir araçken, artık toplumun neredeyse dörtte üçü kullanır hale geldi.

Gazetelerin siyasi iktidarın yanlışlarını yazmalarının demokrasinin gereği olduğuna inanan çoğunlukta bir miktar düşüş olsa da, önermeyi “kesinlikle doğru” bulanlar yüzde 31’den yüzde 68’e zıplamış. İnternet ve sosyal medyadaki bir diğer sorun doğru habere erişim ve yalan haberle ilgili.

Siyasi partilerin ve adayların kampanyalarını eşit ve adil ortamda yürütebildiklerinden, yani seçimlerin adil olduğundan yana toplumun yarısının şüpheleri var, ancak altıda bir siyasi partilere güvendiğini belirtiyor. Toplumda siyasi parti üyeliği de çok düşük.

Eşitlik, adalet, haklarını elde etme talebi de cevaplar arasından öne çıkıyor. Bununla beraber şeffaf yönetim daha da altı çizilen bir mesele olarak belirlenecek gibi görünüyor. Seçim sonrası belediyelerin çalışmalarının yakından takip ediliyor olması, katılımcılık için belediye ve halk arasında karşılıklı talep olması belki de yeni bir döneme girdiğimizi gösteriyor.

TOPLUMUN YÜZDE 61’İ BÖYLE DÜŞÜNÜYOR: HÜKÜMET YARGIYA BASKI YAPIYOR

Toplumun yarısından fazlası hükümetin savcı ve hâkimlere baskı uyguladığına inanıyor ve bu oran zaman içinde artmış. Hatta 2017’deki bir bulguya göre yargı sisteminin doğru çalışıp çalışmadığına dair bir soruya cevaben yine toplumun yarısından fazlası “yargı tamamen siyasallaştı, iktidarın kararlarına göre hareket ediyor” cevabını tercih ediyor.