GÜNCEL
Giriş Tarihi : 04-11-2019 14:53   Güncelleme : 04-11-2019 15:14

Süresiz Yoksulluk Nafakasında Adil ve Hakkaniyetli Çözüme Doğru

Aile Hukuku Eğitmeni Avukat Sinem Hacıeminoğlu Süresiz Nafaka Düzenlemesi ile ilgili açıklamada bulundu.

Süresiz Yoksulluk Nafakasında  Adil ve Hakkaniyetli Çözüme Doğru

Süresiz Yoksulluk Nafakasında  Adil ve Hakkaniyetli Çözüm konusunda açıklama yapan, Aile Hukuku Eğitmeni Avukat Sinem Hacıeminoğlu yaptığı açıklamalarda Süresiz Nafakanın Anayasamızın 2, 10, 41 Maddelerine ayrkırı oluğunu,  hakkaniyetli ve adil bir yasal düzenlemenin biran evvel yürürlüğe girmesini temenni ettiğini bu konuda sürekli çalışıtıklarını ve  meclisimize güvendiğini ifade etti. 

Sayın Sinem Hacıeminoğlu'nun açıklaması;

Yoksulluk nafakası, bir bakıma evlilik birliği devam ettiği sürece söz konusu olan karşılıklı bakım ve geçindirme ödevinin devam ettirilmesi anlamını taşımaktadır.
Herzaman söylediğimiz gibi Yoksulluk Nafakası; nafaka alacaklısını boşandığı eşe bağlı kılmaya ve irtibat halinde olmaya devam ettirmekte, diğer taraftan nafaka borçlusu eski eşin omuzlarına süresiz nafaka sistemiyle birlikte ağır bir yük de yüklemektedir. Hal böyle olunca sistemin suiistimaline ve toplumsal huzursuzluğa kaynak olan bir nafaka sistemiyle karşı karşıya kalınmaktadır. İsviçre hukukunda olduğu üzere, evlilik sonrası dayanışma ilkesinden ziyade eşlerin kendi geçimlerini sağlaması ilkesine daha fazla ağırlık verilmesini bugüne kadar her ortamda dile getirdik.
Türk Medeni Kanunu 175. Maddesine göre yoksulluk nafakası boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşulu ile geçimi için diğer taraftan maddi gücü oranında süresiz nafaka isteyebilir şeklinde düzenlenmiştir. Yani boşanan eş eşit kusurlu olsa dahi yoksul ise boşandığı eşinden mevcut yasal düzenleme ile  süresiz şekilde ölene kadar nafaka alabilmektedir. Bu düzenleme Anayasamızın  2, 10, 41 maddelerine aykırıdır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti nitelikleri Anayasada da belirtildiği gibi insan haklarına saygılı, sosyal bir hukuk devletidir. Bazı kesimlerin çarpıtarak ifade ettiği gibi süreli nafakayı savunan biz hukukçular asla kadının elinden nafaka hakkı alınsın da demedik . Yasada adaletli ve hakkaniyetli düzenleme yapılarak boşanan eşlerin yaşları, eğitim durumları, çocuk sahibi olup olmamaları, evliliğin süresi gibi kriterler çerçevesinde yasanın belirleyeceği alt ve üst limit dahilinde aile mahkemelerince nafakanın takdir edilmesi gerektiğini vurguladık. Şayet belirlenecek süre sonunda nafaka alan eş hala yoksul ise devletin gerekli tedbir ve önlemleri alarak bu mağduriyeti gidermesi gerektiğini ifade ettik. 
Amaç kadını yüceltmek ve topluma kazandırmak, ayakları üzerinde durmasını sağlamak ise bu kadını kendisine yabancı olmuş, elin adamı olmuş bir kişinin eline her ay baktırarak gerçekleşmesi  mümkün değildir. 
Sayın Cumhurbaşkanı tarafından Yargı Reformunun 2.paketinde süresiz yoksulluk nafakası ile ilgili olarak yasal düzenlemenin yeraldığı müjdesi verilmiştir. Uzun yıllardır mağduriyet yaratan bu önemli konuda gerçekleşecek yasal değişiklik boşanmış eşlerin yaşamlarını rahatlıkla devam ettirebilmeleri adına da olumlu büyük bir adım olacaktır. Yasal düzenleme yürürlüğe girdiği taktirde yasada belirlenen kriterler çerçevesinde devam eden nafaka yükümlüleri için de bir Mahkeme kararıyla nafakanın kaldırılması sözkonusu olacaktır. Prosedür yasanın yürürlüğe girmesiyle ortaya çıkacaktır. 
Bizler önümüzdeki süreçte de mağduriyetlerin kısa sürede son bulması adına gerek konu ile ilgili sorulara gerekse de takip edilmesi gereken yol haritası noktasında nafaka yükümlülerinin yanında olacağız.  
Önümüzdeki süreçte konu ile ilgili Meclisimize güveniyor , hakkaniyetli ve adil bir yasal düzenlemenin biran evvel yürürlüğe girmesini temenniediyoruz.