GÜNCEL
Giriş Tarihi : 06-06-2022 20:32

Çevre Günü’nde Bursa’dan yükselen imdat çığlığı

Nilüfer Belediyesi’nin 5 Haziran Dünya Çevre Günü nedeniyle düzenlediği etkinliklerde Bursa’dan, doğa ve çevre adına adeta imdat çığlığı yükseldi. “Nilüfer Çayı Temiz Aksın Yürüyüşü” yapan Bursa Çevre Platformu temsilcileri, “Uludağ Alan Başkanlığı” kanun tasarısına da tepki gösterdi.

Çevre Günü’nde Bursa’dan yükselen imdat çığlığı

2022 yılını “İklim Yılı” ilan ederek iklim değişikliğine yol açan faktörlere ve bu konuda alınabilecek önlemlere dikkat çekecek çalışmalar yapan Bursa Nilüfer Belediyesi,  5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde “Nilüfer Çayı Temiz Aksın Yürüyüşü” organize etti. 

Nilüfer Kent Konseyi ve Bursa Çevre Platformu ile birlikte organize edilen etkinlikte, Uludağ’dan çıkarak kentin içme suyu ihtiyacını karşılayan ve Bursa Ovasını sulayan, ancak endüstriyel atıklar nedeniyle artık simsiyah akan Nilüfer Çayı’ndaki kirliliğe dikkat çekildi. Bu amaçla Nilüfer Çayı kenarındaki 4 ayrı rotada düzenlenen doğa yürüyüşüne, “Nilüfer Çayı Temiz Aksın” sloganıyla çok sayıda çevreci katıldı. Yürüyüşe katılanlar, Nilüfer Çayı’nın temiz ve kirli akan bölgelerinden numuneler de aldı.

Bursa Çevre Platformu’nun paydaşı olarak etkinlikte yeralan Bursa Barosu, Bursa Tabip Odası, Mimarlar Odası Bursa Şubesi, Peyzaj Mimarları Odası Bursa Şubesi, Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi, DOĞADER, EKODER ve Tarım Orkam-Sen ile Nilüfer Kent Konseyi üyeleri, 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nün artık kutlanacak bir gün değil doğanın ve çevrenin yok oluşuna ağıt söyleme günü olduğunu ifade ettiler.

Bursa’nın, çok değil bundan 30 yıl önce ‘’Yeşil Bursa’’ adıyla anıldığını ama nüfus yoğunluğu, çarpık kentleşme, kaçak sanayileşme sonucu kentin betonlaştığını, tarımı biterken, havasının suyunun kirletildiğini belirten çevreciler, “Artık Bursa havası en kirli şehirlerden biri ve şehir merkezinden geçen dereleri, fabrikaların deşarz ettiği kimyasal atık halinde akıyor. Verimli Bursa ovalarındaki tarım alanları hızla betonlaşıyor. Bu böyle devam ederse, önümüzdeki birkaç yıl içinde gıda ve su krizi yaşamamız kaçınılmaz görünüyor. Suyuyla ve havasıyla Bursa’yı besleyen; Bursa’nın yaşam kaynağı Uludağ dereleri ise; oteller bölgesinden ve diğer tesislerden gelen evsel ve kimyasal atıklarla daha kaynağında kirletiliyor. Temiz akan su kaynakları ise, su daha toprağa düşmeden kaynağından borularla yerel yönetim ve su şirketlerin kurduğu su fabrikalarının depolarına ve kasalarına akıyor. Su şehri Bursa hızla kuraklığa itiliyor” dediler.

Bursa’nın en önemli su kaynağı olan Nilüfer Çayı’nın çıktığı yerdeki berraklık ile kentin içinden geçtikten sonraki simsiyah görüntüsü arasındaki farkın dehşet verici olduğunu vurgulayan Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem de, “Nilüfer Çayı, Bursa’yı besleyen ana damarlardan bir tanesi. Başladığı noktadan 40 kilometrelik mesafe boyunca dört etaptan oluşan parkurlarda gruplar halinde yürüdük. Nilüfer Çayı’nın hem temiz hem kirli bölgelerinden numuneler alarak, çayın nasıl kirletildiğini göstermek istedik. Artık Nilüfer Çayı’nın mutlak suretle temiz akmasını sağlamak lazım. Bunu söylemekten bizim dilimizde tüy bitti. Buradan yetkililere tekrar seslenmek istiyoruz. Kaçak endüstrinin yapıldığı, kaçak boyahanelerin ve kontrolsüz üretimin olduğu işletmelerde sıkı denetimler yapılsın. Bu işletmelerin deşarjları kontrol edilsin. Başladığı yer o kadar temiz ki, burada balık tutanlar var. Ancak Nilüfer Çayı’nın Geçit’teki bölümünden numune aldığımızda, bugün hangi boyahanede, hangi renk, hangi türde kumaşların boyandığını tahmin yapabileceğimiz duruma geliyoruz. Bu kirliliğe rağmen Nilüfer Çayı tarımsal üretimde sulama suyu olarak da kullanılıyor. Sonuç olarak sadece suyumuz değil, toprağımız ve gıdamız da kirleniyor. Nilüfer Çay’ı için derhal önlem alınmasını istiyoruz” dedi. 

Çevre Günü etkinlikleri kapsamında ayrıca, "Uludağ'ı ve Nilüfer Çayı'nı Konuşuyoruz" konulu çevre mücadeleleri forumu düzenlendi. Forumda Uludağ için hazırlığı süren “Uludağ Alan Başkanlığı” kanun tasarısı hakkındaki endişelerini de dile getiren katılımcılar, bu tasarı onaylanırsa önce Uludağ’ı, ardından Bursa’yı yok oluşa götürecek bir sürecin başlayacağını vurguladılar. 

Üç Fidan Parkı’nda düzenlenen foruma, CHP Bursa Milletvekili Prof. Dr. Yüksel Özkan, Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem, geçmiş dönem Nilüfer Belediye Başkanı ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Bozbey, akademisyenler, çevre gönüllüleri, vatandaşlar, meslek odalarının ve sivil toplum kuruluşlarının başkan ve temsilcileri katıldı. 

Çevre adına endişelerin dile getirildiği forumda CHP Bursa Milletvekili Prof. Dr. Yüksel Özkan da, çevre temizliği ve plastiklerin canlılara verdiği zararlara değindi. Her yıl yaklaşık 6,5 trilyon sigara tüketildiğini, bunların üçte ikisinin izmaritinin de rastgele çevreye atıldığını belirten Özkan, “Ayrıca yılda yaklaşık 5 trilyon plastik torba ve pet üretiliyor. Bunların yol açtığı çevre kirliliğinin yanında yaklaşık 1 milyar canlı, plastiği sindirdiği için olumsuz etkileniyor. Yapılan araştırmalar sonucunda insan kanında nanoplastik ve mikroplastiğe rastlandı” ifadelerini kullandı. 

Uludağ’ın, havasıyla ve suyuyla Bursa’yı besleyen bir yaşam kaynağı olduğuna değinen Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği (DOĞADER) Başkanı Sedat Güler de, Uludağ’daki bir köknar ağacının, Bursa’da yaşayan 72 kişinin bir günlük oksijenini sağladığına dikkat çekti. Uludağ’ın çok değerli bir habitat olduğunu, bunun sonucunda da Milli Park ilan edildiğini söyleyen Güler, ancak Milli Park kanunlarının Uludağ’da uygulanmadığını vurguladı. Güler, “Siyaset, turizm, yerel yönetimlerin baskısı nedeniyle Uludağ’da Milli Park kanunları uygulanmıyor. Uludağ’dan 12 ay boyunca faydalanılması konuşuluyor. Bunun, Uludağ’ın ekolojisine çok büyük zarar vereceğini düşünüyoruz. Uludağ, Nilüfer ve Doğancı barajlarını besleyen bir kaynak. Soluduğumuz temiz havayı Uludağ’a borçluyuz. Uludağ Milli Park olarak kalmalı. Alan başkanlığı olursa, yönetimine valilik, yerel yönetim, turizm müdürlüğü girecek, Milli Park’ın işlevi yetkisiz kalacak ve yok olacak. İklim değişikliği geliyor. Bursa artık karasal iklimden, tropikal iklime geçiş yapmaya başladı. 10 sene sonra belki gıda ve su krizini konuşuyor olacağız. Bunun için hep birlikte mücadele etmemiz gerekiyor” diye konuştu.